Muhsin Yazıcıoğlu ve 2 günde bulunamayan helikopter

Kategori: Gündem
Muhsin Yazıcıoğlu ve 2 günde bulunamayan helikopter

BBP Genel Başkanı ve ülkücü camianın önde gelen isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu'nun, seçim çalışmaları için kullandığı helikopterin düşmesinin ardından arama çalışmaları başlatıldı. Helikopterdeki İHA muhabiri cep telefonu ile donuyoruz  ve yaralıyım diyerek yardım istedi. O anda kimsenin aklına, telefonla yardım isteyen ve ve donuyoruz diye feryat eden  kazazedelere 2 gün geçmesine rağmen ulaşılamayarak,  ölecekleri ihtimali gelmemiştir herhalde. Devlet ve sivil toplum örgütleri bildikleri yöntemleri seferber ettiler ama nafile. Onca ekipmana, gece görüşlü helikopter sistemlerine, tam teşekküllü arama kurtarma timlerine  rağmen enkaza ulaşılmadı. İkinci günün sonunda,  zavallı bir köylü, az daha canıyla ödeyecekken buldu enkazı. Fakat ne yazık ki, Muhsin Yazıcıoğlu ve helikopterdeki altı can kaybedilmişti. İlk sözlerden biri de "takdir-i ilahi" oldu.  Ne yazık ki içimizden bazılarının kendi beceriksizliğini, işbilmezliğini, plansız-programsız hareketlerinin sonucunu , boşvermişliğini ve bunların sonucunda ortaya çıkan sorumluluğu Allah'a yüklemek gibi bir gafleti var. Allah bu "takdir-i ilahi" yakıştırmamıza daha da kızar, üzerimize başka müstahaklar gönderir mi bilinmez ama, biz sizin bu konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi soruyoruz.  Önemli: Yorumlar bazen site içi yoğunluktan dolayı birbirlerini bloke edebilmektedirler. Bu durum, yorumunuzun denetime takılmadığı halde yayınlanmamasına sebep olmaktadır. Eğer uzun bir yorum yapacaksanız, bunu önlemek için yorumunuzu önce bir txt veya word dosyasına ardından kopyala yapıştır ile siteye eklemenizi öneririz. Yorumunuzun kaybolması halinde tekrar ekleyebilirsiniz. Aynı yorum yapılamaz uyarısı verirse,yorumunuzun sonuna birkaç farklı karakter ...

Nasıl Bir Eğitim?

Kategori: Tepki
Nasıl Bir Eğitim?

Daha önce sizlere sorduk. Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?  İç ve dış borçlar, PKK, Kürt Sorunu, Yolsuzluklar, İşsizlik gibi önemli sorunlardan çok daha fazla oylayarak bir numaralı sorun olarak 'EĞİTİM' i gösterdiniz. Yine Karadayı'nın "halk cahildir Cumhurbaşkanı seçmesin"  şeklindeki sözlerini hatırlatarak sorduk. Sizce halk Cahil mi? az farklada olsa çoğunluk evet dedi. Demek ki, eğitim çok önemli bir sorun. Bu siteyi okuyanların çoğunluğu,  Türk halkının cahil olduğunu da düşünüyor. Şimdi sorunun çözümü ve anlaşılması için; Nasıl bir eğitim?  sorusunu gündeme getiriyoruz. Eğitim deyince ne anlıyorsunuz ve sorun olarak ne anlatmak istiyorsunuz? Çözüm öneriniz var mı? Nereden başlamalı? Ne kadar sürmeli? Kimlere ve nasıl verilmeli? Yorumlarınızı bekliyoruz. Aşağıdaki linklere tıklayarak ilgili anket sonuçlarını görebilirsiniz. Türkiye’nin en büyük SORUNU nedir?   Halk ‘CAHİL’, Cumhurbaşkanı seçemez   Önemli: Yorumlar bazen site içi yoğunluktan dolayı birbirlerini bloke edebilmektedirler. Bu durum, yorumunuzun denetime takılmadığı halde yayınlanmamasına sebep olmaktadır. Eğer uzun bir yorum yapacaksanız, bunu önlemek için yorumunuzu önce bir txt veya word dosyasına ardından kopyala yapıştır ile siteye eklemenizi öneririz. Yorumunuzun kaybolması halinde tekrar ekleyebilirsiniz. Aynı yorum yapılamaz uyarısı verirse,yorumunuzun sonuna birkaç farklı karakter ekleyebilirsiniz.

Mustafa Balbay’ın Günlüklerinin Tam Metni

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki, featured
Mustafa Balbay’ın Günlüklerinin Tam Metni

Günlükler Polis tarafından Mustafa Balbay'ın el konulan laptopunda yapılan çalışmalar sonucu deşifre edilmiştir. Günlükler, 10 Şubat 2004 tarihinde aralarında Balbay'ın da bulunduğu bir grupla dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un yaptığı görüşmeyle başlıyor. İddiaya göre Balbay, her görüşmenin ardından düzenli olarak not tutmuş. Balbay'ın bilgisayarında ele geçirildiği iddia edilen ve sayfalarca tutan günlüklerde askerlerin isimleri baş harfleriyle yer alıyor  Polisin değerlendirme çözümlerinde bu isimler deşifre edilmiştir.     "10 Şubat 2004 salı günü Etimesgut Jandarma Eğitim ve Spor Tesislerinde (JEST) sohbet..saat 17.15-20.00 arası.. ŞE- arkadaşlar şöyle bir araya gelelim, ne oluyor, ne yapabiliriz, enerjimizi nasıl birleştirebiliriz, bir konuşalım dedim... hepimiz farklı yerlerde aynı şeyleri düşünen insanlarız ama, gücümüzü birleştirmediğimiz için bir sonuç alamıyoruz... öte yandan da bu iktidar yapacağı her şeyi yapıyor.. -Nedir, nasıl bir şey düşünüyorsunuz ŞE- benim düşüncem şu... Birçok dernek var, gazeteciler var, memlekette olup bitene duyarlı insan var... Bunları bir araya getirmek gerekiyor... Mesela siz öncülük etseniz, burada üç kişi bir araya geldi, bu on olur, sonra 20 olur... Derneklere yön verilir... toplumu biraz duyarlılığa sürüklemek lazım.. Valla paşam bu dediğiniz zor. Bu kuruluşları, kişileri bizlerin bir araya getirmesiyle alınacak bir sonuç göremiyoruz biz... Bir de bu iş gazete anlamında yazarlardan çok gazete yönetimlerinin işi... Şimdi biz yazdık, şu gazetede şu kadar yazar, ötekinde bu kadar yazar... Köşelerinde yazarlar, ama sonuç alınabilmesi için gazetenin bir yayın anlayışı ...

28 Şubat ve Andıç Olayı

Kategori: Ergenekon, Gündem, PKK, Tepki
28 Şubat ve Andıç Olayı

28 Şubat 1997'de TSK kendi deyimiyle bir postmodern darbe gerçekleştirdi. Hedef iktidardaki Refah Partisi idi. Refah Partisi Başkanı ve Başbakan Erbakan'ın çok tartışılan "Kanlı mı olacak kansız mı" o dönemin en çok hatırlanan sözleridir. Sincanda tanklar yürütüldü, Erbakan imzalamam dediği MGK kararlarını imzaladı ve darbe söylentileri arasında önce istifa etti, ardından Refah Partisi kapatıldı. Askerin siyasette çok güçlü olduğu bir dönemdi.  Dönemin Genelkurmay Başkanı, bugün kasetleri ile gündemden düşmeyen Org. İsmail Hakkı Karadayı. Fakat  hafızalarda ondan daha fazla yer eden  bir isim var, devrin Genelkurmay İkinci Başkanı Org.  Çevik Bir. İşte o günlerde PKK nın ikinci adamı Şemdin Sakık yakalandı. Hemen ardından alınan ifadesinde, bazı gazetecilerin PKK'dan para aldığını açıklıyordu. Herkes bu isimleri merak ederken İki isim bomba gibi gündeme düştü; Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar.  O dönemin Sabah Gazetesi sahibi Dinç Bilgin  generallerden  gelen baskılarla bu iki ünlü gazeteciyi  kovdu. İşte bu olay kamuoyuna Andıç vakası olarak geçti. Andıç kelime anlamı itibari ile memorandum veya muhtıra manalarına geliyor. Olayın perde arkası aralandığında iki general Andıç olayında başrolde, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir ve Genelsekreter Orgeneral Özkasnak. Şemdin Sakık daha sonra mahkemede verdiği ifadelerde böyle bir ifadesi olmadığını bildirdi. Araştırıldığında ortaya çok ilginç bir olay çıktı. TSK dan bazı generaller resmi politikayla uyum içinde olmayan ve yazmayan bazı gazetecileri bu yolla bertaraf etmişlerdi.  Yani generaller ...

Özel Harekat Daire Başkanının sır dolu intiharı

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki
Özel Harekat Daire Başkanının sır dolu intiharı

13 yıldır Özel Harekat Daire Başkanlığı görevini yürüten Behçet Oktay'ın intihar ettiği açıklandı. İntiharı sırasında yanında bulunan arkadaşı, "otomobilin kara saplanmasına sinirlendi, bunlar da hep beni buluyor dedi ve silahını çekip intihar etti." şeklinde ifade verdi. Otomobilin dışında ikinci bir silah daha bulundu yerde ise kan izleri var. Bir yakını Oktay'ın solak olduğunu söyledi, fakat sağ şakağına dayadığı silahla intihar etmiş olduğu bildirildi. Oktay'ın Ergenekon davasında ismi geçiyordu.Eski Özel Harekat Başkanı İbrahim Şahin'le yaptıkları bir telefon görüşmesinde "Şahin'e Abi her türlü şeye varım" diyordu. Behçet Oktay'ın bir süre önce görevinden alındığı ve yerine başka birinin atandığı konuşuluyor. Eşinden ayrı yaşaması, Ergenekon davasında adı geçmesi, görevinden alınması ve şu anki ilişkisindeki problemlerin tümünün ağırlığını kaldıramadığı ve bunalımla intihar etmiş olabileceği intihar sebebi olarak sunuluyor. Fakat yine de bütün bunlar kamuoyunu tam tatmin etmiş görünmüyor. Hatırlarsanız benzer bir şekilde Ergenekon davasında adı geçen Albay Kırca evinde intihar etmiş, daha öncede Ergenekon davasında adı sıkça anılan JİTEM komutanı Cem Ersever, bildiklerini mahkemede anlatmaya giderken kaçırılmış başından tek kurşunla vurularak infaz edilmişti. Sizin bu intiharla ilgili görüşünüz nedir?

T.C. Anayasası

Kategori: Anayasa
T.C. Anayasası

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I.  Devletin şekli MADDE 1. - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II.  Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2. - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III.  Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti MADDE 3. - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır. IV.  Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4. - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.   V.  Devletin temel amaç ve görevleri MADDE 5. - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. VI.  Egemenlik MADDE 6. - Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan ...

Kürt Sorununa Giriş

Kategori: Gündem, PKK, featured
Kürt Sorununa Giriş

Abdullah Öcalan'ın yakalanışının 10. yıldönümünü protesto etmek amacıyla Güneydoğu'nun bir çok ilinde gösteriler yapılıyor.  Ön safta çocuklar var. Arka planda polis şefleri ile gösteri yürüyüşü için pazarlık yapan, DTP milletvekilleri. Polis gösterilere ve açılan pankartlara izin vermiyor, göstericilerin üzerine boyalı su ve gözyaşartıcı gaz atıyor. Polislerin  üzerine araç sürülüyor ve ezilmek isteniyor. Çoğunluğu 8-18 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin oluşturduğu gruplar, barikat kuruyor, polise taş ve molotof kokteyli atıyorlar. Kepenkler indiriliyor. Yüzlerce polis ve gösterici yaralı.  Gösteriler başta Diyarbakır olmak üzere, Mersin, Batman, Cizre, Nusaybin, İdil, Van da giderek yayılıyor. Gelen fotoğrafalara bakarsanız, sanki savaşın içinde başka bir ülke gibi. Bu sorun yeni mi başladı?   Hayır! Terör örgütü PKK 1983 yılından bu yana faaliyetde. 1983 yılından bu yana 35.000 kişi hayatını kaybetti. Olayın bir de çok büyük bir ekonomik boyutu var. Peki bu sorun 1983'te mi başladı?... Burada bir nokta koyalım, Amaç, tarafımızdan bir tespit yapmak, sorulara cevap vermek değil, tam aksine sizin tespitlerinizi çözüm önerilerinizi ortaya koymak. Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan Kürt sorununa bir giriş yapmak. Sizin tespitleriniz, tepkiniz nedir? Bu sorunun kaynağı nedir? Arkasında kimler var ve asıl amaç ne? Ve en önemlisi uygulanabilir bir çözüm öneriniz var mı? Yorum ve tespitlerinizi bu sayfanın altında bulunan yorum bölümüne yazabilirsiniz. Yorum yapmak için kayıtlı üye olmanız gerekmektedir. Sitede zaman zaman yaşanan ...

İbrahim Şahin üzerine yapılan tüm açıklamalar

Kategori: Ergenekon, Gündem, featured
İbrahim Şahin üzerine yapılan tüm açıklamalar

Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, savcı Zekeriya Öz'e verdiği 107 sayfalık ifadesinde, Genelkurmay'ın talimatıyla kurmaya hazırlandığıni iddia ettiği S-1 (Sefir) adlı örgütün "Türkiye'nin iç temizliğinden ve Kuzey Irak'tan" sorumlu olduğunu iddia etti.  Biriminde 150-300 asker ve polis olacağını öne süren Şahin, "Yakalanmasaydım bir hafta sonra Ermenilerin lideri olan şahıslara operasyon yapılacaktı. Biz PKK'lılara Ermeni diyoruz" dedi. Şahin'in, ‘iç temizliğe' hazırlandığı unsurlar şöyle: ‘Özür Diliyorum' kampanyasına imza koyan 300 kişi ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) içindeki 580 Ermeni, Süryani ve Yahudi... Şahin, 7 Ocak'ta gözaltına alınmasaydı 12 Ocak'ta kendisi için Genelkurmay'da bir tören yapılacağını iddia etti. ‘İç temizlikten sorumluyuz' Şahin sorguda iddia ettiğine göre operasyon ekibi kuracaktı. Şahin, Ergenekon kapsamında tutuklanan Tokat Reşadiye Bölük Komutanı Taylan Özgür Kırmızı'ya 11 Aralık'ta gönderdiği cep telefonu mesajında, "Bütün Türkiye'den sorumluyuz", bundan bir ay önce de "Türkiye'nin iç temizliğinden sorumluyuz" demişti. Savcı Öz, bu sözlerle neyi kastettiğini sorunca Şahin, "Türkiye'nin iç temizliği derken Kuzey Irak, iç ve ve dış olarak söyledim" dedi. İbrahim Şahin, ‘iç temizliğe' ilişkin bilgiler de verdi. Savcılık dosyasına giren Kayseri Hava İndirme Tugayı'nda memur olarak çalışan ve Ergenekon kapsamında tutuklanan Fatma Cengiz'e 24 Kasım 2008'de çektiği cep telefonu mesajında, "Ben Ermenilere karşı kurulan örgütün ilk başkanıyım" demişti. Savcı Öz, bu örgütü sordu. Şahin'in ...

Basında en çok okunması gereken ve okunan haberler 10 Şubat

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki, featured
Basında en çok okunması gereken ve okunan haberler 10 Şubat

Mehmet Ağar 12 yıl sonra Susurluk'tan Hakim karşısında çıktı.  Abdullah Çatlı'yı tanımadığını,  Çatlı'nın pasaportundaki imzanın kendisine ait olmadığı, Korkut Eken ve İbrahim Şahin 'in kahraman olduğunu, Sedat Bucak'ın aşiretinin PKK karşısında önemli bir güç olduğunu söyledi. Terörle mücadele kapsamında yapılan eylemler için ise Çiler'i işaret etti. Ağar bundan sonraki duruşmalara girmeyecek. Yargıtay telefon dinleme kayıtlarının, tek başına delil oluşturmayacağına, mutlaka maddi delillerle desteklenmesi gerektiğinie hükmetti. Bunun anlamı; Ergenekon davasının neredeyse tamamının telefon dinleme kayıtlarına dayanıyor olması, bu nedenle de Ergenekon sanıkları beraat edebilir. Sanayi Üretimi %17,6 oranında düştü.  Geçen yıl bu rakam %11'in üzerinde artmışttı. Aşağıdaki grafikte bu durumu görebilirisniz. Bunun anlamı, daha düşük üretim için daha az işçiye ihityaç var, daha az işçi işçi çıkarılması işçi çıkarılması ise artık çıkarılan işçilerin eskisi gibi harcama yapmayacakları bu da global anlamda domino taşlarının düşme etkisi gibi ekonominin negatif yönde etkilenmesi demek. IMF ile anlaşma şu anda açmaza girmiş durumda. IMF şunu istiyor,  kamu harcamalrını kıs, seçimler için para aktarma, faiz dışı hedefi için vergileri artır.  Pratikte uygulamsı neredeyse imkansız, işte bu yüzden IMF ile anlaşma zor. Türkiye'nin şu an IMF'ye 8,5 Milyar Dolar borcu var. Ergenekon için, Mehmet Emin Karamehmet, TSK ile işbirliği yapmış, bunun karşılığında askerden şirketleri için destek almış. TSK, burada TSK'yı Levent ...

Tosun Polemiği

Kategori: Gündem, Tepki, featured
Tosun Polemiği

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ortaya bir iddia attı, Davos gündemi rafa kalktı. İddia şu: "Başbakan'ın oğlu, kendisine çok yakın bir iş adamı olan Atasay Kuyumculuk'un sahibi Cihan Kamer ile  ortaklık yaptı. Bu ortaklığı, Bilal Necmettin Erdoğan adı görünmesin diye vekaletle birisi imzaladı. İşte o kişi Ekrem Tosun, Başbakan'ın oğlu, adını niçin gizleme ihtiyacı içinde olur? Sayın Başbakan herhalde bir gerçeği daha öğrendi. Oğlunun hangi şirkete ortak olduğunu benden öğrenmiş oluyor böylece." Başbakan Erdoğan cevaben kendine has uslubu ile , "Tanımıyorum yahu" dedi. Ekrem Tosun, Atasay şirketler grubu ve  Bilal Erdoğan'ın ortağı olduğu Atagold firmasının  mali müşaviri. Atagold, Atatürk Havalimanında  faaliyet gösteriyor. Yıllık kirası 850 bin YTL, şirketin ortaklarına dağıttığı kar ise yıllık 30 bin YTL. Bilal ve eşi Sema Erdoğan  Atagold'a 2006 yılında 250 bin YTL ile ortak olmuşlar. Kılıçdaroğlu'nun bir diğer iddiası da Pırlantada KDV'nin sıfıra  indirilerek bu firmaya avantaj sağlanmış olması. Atasay'ın sahibi Cihan Kamer bu iddiaları canlı yayında yalanladı ve ortaklık için, Erdoğan ailesinin 15 yıllık dostları olduğunu ve bu yüzden çocuklarına yardımcı olduğunu söyledi. Siz bu iddialar ve gideren tırmanan polemik için ne diyorsunuz?   Anket sayfasını ziyaret ederek güncel anketlere katılın http://anket.milletmeclisi.com/

Hurşit Tolon tahliye edildi

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki
Hurşit Tolon tahliye edildi

Orgeneral Hurşit Tolon, Ergenekon soruşturması kapsamında 6 Temmuz 2008 yılında gözaltına alındı. Hurşit Tolon 67 yaşında,  gözaltında kaldığı süre içinde çok hızlı biçimde 13 kilo vermiş ve hastaneye kaldırılmıştı. Hurşit Tolon hakkındaki soruşturma evraklarını inceleyen mahkeme, tahliye kararını şöyle açıkladı: "Şüphelinin avukatı tarafından verilen dilekçe ile tutuklama kararına esas alınan 29 sayfalık halindeki Ergenekon yapılanmasını içeren kitap fotokopisinin daha önce çeşitli basın kuruluşlarında haber konusu yapıldığı yapılan incelemede söz konusu belgenin gizliliğinin bulunmadığı kamuca bilinen bu belgenin fotokopisinin şüphelide bulunmasının tek başına şüphelinin suç örgütüne üye olduğuna veya yönetici olduğuna dair bir delil niteliğinde bulunmadığı gibi şüphelinin yaptığı telefon görüşmelerinin örgütle bağını gösterecek unsur içermediği ayrıca örgütün gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerle şüphelinin bir bağının kurulamadığı gözetlenmiştir. Şüphelinin yurt dışına çıkış yasağı konarak tahliye karar verilmesine karar verilmiştir" Tolon, terör örgütü kurmak, terör örgütüne liderlik yapmak ve silahlı örgüt ile devleti yıkmaya teşebbüs suçundan tutukluydu. Orgeneneral Tolon'un tutuklanması ve 7 ay sonra serbest bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yazarlar’dan

Kategori: Tepki
Yazarlar’dan

Ce Ha Pes açılımları... DEMOKRASİLERDE iktidar kötü olabilir ve siz ondan kurtulmaya çalışabilirsiniz, bu olağandır. Ama onu yerine koyacak bir şey bulamadığınız zaman... Bu normal değildir. Ve her şey tehlikededir; demokrasi, sistem, rejim, ülke, devlet, toplum, siz... * Ce Ha Pes'in "kara çarşaf açılımından" sonra, bu sefer de "her mahalleye Kuran kursu açılımı" artık bu partinin en az AKP kadar rejim sorunu yarattığını gösteriyor. "Atatürk'ün partisi..." "Cumhuriyeti kuran parti..." "Laikliğin savunucusu..." Söyler misiniz; hangimiz şu yukarıdaki sloganlarına "aynen doğrudur" diyebiliriz?.. Bu mudur laiklik?... Böyle midir çağdaşlığı savunmak?.. Böyle mi olur cumhuriyeti sahiplenmek?.. * Hálá sıkılmadan televizyonlara çıkıp "kara çarşaf açılımını" ya da "her mahalleye Kuran kursu açılımını" savunan Ce Ha Pes önde gelenlerine sadece bir tek şey sormalı: O zaman AKP laiklik için tehdit değil, çünkü sen onun gibi olmak istiyorsun... Ve AKP'li belediye başkanları yarın her mahalleye birer Kuran kursu açabilirler... Öyle mi?.. * Yok eğer Ce Ha Pes doğru yaptığına inanıyorsa: O zaman; Tayyip Erdoğan ikinci parti olursa istifa edeceğini açıklamıştı, Deniz Baykal da oy oranı düşerse istifa edeceğini açıklamalı. Bunu Türkiye için yapmalı... Çünkü; Ce Ha Pes'in bu hali sadece onu ilgilendirmiyor, bireyinden devletine kadar Türkiye'yi ilgilendiriyor. Şu halimize bakın... Rejim sorunu iktidar ile onun gibi olmaya kalkan muhalefet arasında şaşkınız... Deprem anı insanları gibiyiz. Bir yerden kaçarken, sığınacak başka bir yer yok... Ce Ha Pes... Ce Ha Pes... Bekir COŞKUN  ----- Halka, bütün bu olanlar "siyasi" ...

Gündem 4 Şubat

Kategori: Gündem, Tepki
Gündem 4 Şubat

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNE 4 BİN YIL YETECEK KADAR İLAÇ ALINMIŞ Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde önceki yönetimlerin döneminde ihtiyacı kat kat aşan ilaç alımı yapıldığı belirlendi. Öyleki alınan ilaçlar arasında 4 bin yıl yetecek olanlar var. Hastane yönetimi, alınan ilaçlara depoların yetmemesi üzerine bazı laboratuvar ve derslikleri “ilaç deposuna” çevirdi. Yapılan incelemeler sonucunda depolarda yıllarca yetecek kadar ilaç bulunurken, tekrar ilaç alımı ihaleleri yapıldığı ve miadı geçmiş çok miktarda ilacın olduğu belirlendi. “Önceki yönetimlerin aldığı ilaçları koymak için ondan fazla depomuz yetmeyince bazı laboratuvar ve derslikleri depoya çevirdik. Diğer verilen siparişler için ise yer yok. Açık kalp ameliyatlarında anestezi olarak kullanılan ve hastanelerinde 2008 yılında sadece 1 adet kullanılmış olan bir ilacın 4 bin adet satın alındığına işaret eden Alan, şöyle dedi: “Hastanede Bactrim ilacı bir yılda 74 adet kullanılmışken, 2 bin adet alınmış. Yani 27 yıl yetecek kadar alım yapılmış. Açık kalp ameliyatında kullanılan anestezi ilacı Rapifen 2008'de sadece 1 tane kullanılmışken, tam 4 bin adet alınmış. Yani 4 bin yıl yetecek kadar Rapifen ilacı alınmış. Steril 900 bin adet ve steril olmayan 1,5 milyon olmak üzere toplam 2 milyon 400 bin adet eldiven alınmış. Firmanın yetiştiremediği 1 milyon kadar eldiven teslimatını ise iptal ettik. 850 bin şişe serum alınmış. Tansiyon ilacı Karvezit ...

PKK’lı, Şehit, JİTEM’ci, Katil, İşkenceci, Devlet Memuru, İtirafcı

Kategori: Ergenekon, PKK
PKK’lı, Şehit, JİTEM’ci, Katil, İşkenceci, Devlet Memuru, İtirafcı

PKK'lı,   Şehit,  PKK itirafçısı, JİTEM'ci, Katil, İşkenceci, Devlet Memuru ve İsveç'te yaşıyor  Yanlış okumadınız bunların hepsi aynı kişi, sözünü ettiğimiz kişi  JİTEM ve PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, Kendisi devletten maaş alırken , ailesine şehit aylğıı bağlanmış.  Bunlar nasıl mı olmuş, ...  İfadesinden bazı notlar, ... "İhsan Haran JİTEM'de sorgulandı. Arazide kafasına kurşun sıkıldı. Komutan Kırca'dan duydum. Meğer ölmemiş. Batman'a yürümüş hastaneye gitmiş. Oradan alındı tekrar infaz edildi." ... "Bölgedeki faili meçhullerin yüzde 80'ini JİTEM yaptı. Benim görev yaptığım on yılda sadece Diyarbakır'da gerçekleşen infaz sayısı 600-700'dür. Ben otuzuna tanık oldum." "Servet Aslan ve Fatma birbirine âşık iki üniversiteli genç. Diyarbakır'ın merkezinde gezerken alındılar. JİTEM'de iki gün işkence gördüler, ağlaya ağlaya PKK'lı olmadıklarını söylediler ama öldürüldüler." ... Diyarbakır'da benim görev yaptığım on yıl içinde gerçekleşen infazların sayısı 600-700 olabilir ... JİTEM elemanları öldürdükleri insanların cesetlerini niye araziye atıyordu? Ceset bulunsun ve bu ölüm halkta korku yaratsın, ‘PKK'ya gidersem benim de sonum böyle olur psikolojisine girsin' diye cesetler böyle yol kenarlarına atılıyordu. ... Gençler mahkeme tarafından serbest bırakıldılar. Biz onları almak için yol kenarında beklerken, onlar karşıdan davaları bitti diye sevine sevine geliyorlardı. Üç genci mahkemenin önünden alıp JİTEM'e getirdik. Sorgulandılar...   ...Konuşması hiç bir şey değiştirmiyor. Konuşsa da konuşmasa da öldürülüyorlar. JİTEM'e giren sağ çıkmıyordu ki...   Cem Ersever anlatmaya kalktı kafasına kurşunu sıktılar."     Ersever Kimdir?  JİTEM bünyesindekiler kendini beğenmiş bir havadaydı. ...

Davos Manşetleri ile Türk Basınının Anatomisi

Kategori: Tepki, featured
Davos Manşetleri ile Türk Basınının Anatomisi

Hiç merak ettiniz mi, hangi gazetenin arkasında, hangi isim var? Gazeteler kimi, neden destekliyor veya karşısında? Ticari ve kişisel ilişkileri nedir? Basınımızın güzide! kalemleri kimlerin gözünü oymaya çalışıyor veya göklere çıkarıyor? Bu kalemleri kim tutuyor? Böyle bir araştırmayı tam sağlıklı ve objektif  bir şekilde  yapmak aslında çok kolay değil.  * * * Labaratuar ortamında deney yapmak kolaydır. Aynı anda, aynı ortamda, aynı şartlarda, biribiriyle benzerlik gösterenler arasında, incelemenizi yapar, sonuç çıkarırsınız. Basını karşılaştırmalı incelemek için böyle bir labaratuar ortamı yaratmak zaten doğası gereği pek mümkün değildir. Her gazete, hergün  birbirinden farklı manşetler ve konularla çıkar. Dolayısı ile böyle bir analizi yapmak ve sonuçlar çıkarmak  aylar alabilir. Ama öyle bir olay oldu ki, bütün gazeteler bir sabah aynı olayı manşetlerinden verdiler. Tabii kendi cephelerinden. Erdoğan’ın Davos’ta verdiği tepki bir sonraki gün, gazetelerin topyekün bu olayı manşetden vermesine yol açtı. Bu da bizim için bulunmaz bir inceleme olanağı, bir nevi labaratuar ortamı yarattı. * * * Davos Manşetleri ile 360 dereceden Türk Basını’na bakış, tarihi Davos olayının ardından, gazetelerin manşetleri: İlk olarak Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Doğan Medya Grubu’na bağlı gazetelere bakalım, zaten görünen en büyük grupta bu Hürriyet: Davos Ruhu öldü Milliyet: Davos’ta şok Radikal: Davos’ta Kasımpaşa Havası Referans: Diplomat değil Kasımpaşa’lı Sözcü: Davos’ta bir Kasımpaşa’lı Aydın Doğan şirketleri ve mal varlığı ile Türkiye’nin en zengin ilk üçü içinde. Trendi güçlü bütün sektörlerde Doğan Grubu var. Bununla ...

Davos’ta Erdoğan’dan İsrail’e rest

Kategori: Tepki, featured
Davos’ta Erdoğan’dan İsrail’e rest

Başbakan Tayyip Erdoğan, Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile birlikte katıldığı panelde   Peres, uzun süren konuşmasının büyük bölümünde özellikle Başbakan Erdoğan'a dönerek sert bir konuşma yaptı. Erdoğan, oturumun son konuşmacısı Peres'in konuşmasının ardından, oturum yöneticisinden, İngilizce konuşarak "bir dakika" süre istedi.Panel yöneticisinin söz hakkı vermek istememesine karşılık, Erdoğan, Perez'e dönerek, şöyle konuştu: "Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır. Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, 'kendimi bir başka mutlu addediyorum' diyen başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp da 'Filistin'e girince mutlu oluyorum' diyen başbakanlarınız var. Ve bana sayılar veriyorsunuz. İsmini de veririm, belki merak edenleriniz vardır.  Panel moderatörü bu arada sürekli Erdoğan'ın sözünü kesmek istedi. Panelin bittiğini, yemeğe geçmeleri gerektiğini birkaç kez tekrarladı, ama Erdoğan konuşmasını sürdürdü Peres'in konuşmasının salonda alkışlanmasıyla ilgili olarak da Erdoğan, "Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Peki çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur" dedi.  Başbakan Erdoğan'ın, "Sadece size, iki söz söyleyeceğim..." sözleri üzerine, oturum yöneticisi, araya girdi. Erdoğan, "sözümü kesmeyin" ...

Karadayı’nın Skandal Kaseti’nin Deşifresi

Kategori: Ergenekon, Tepki
Karadayı’nın Skandal Kaseti’nin Deşifresi

Emekli Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı'nın Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Anavatan Lideri Erkan Mumcu'yu aradığı ve Meclis'e girmemesi yönünde telkinlerde bulunduğu iddia edilmişti. Mumcu bu iddiayı o dönemde şiddetle yalanlamıştı. Org. Karadayı'ya ait olduğu belirtilen ses kaydında 367 sürecini aydınlatacak çok çarpıcı ayrıntılar var. Karadayı, Mumcu'ya Meclis'e girmemesi yönünde yaptığı telkinleri anlatırken, ağır ifadeler kullanıyor. Karadayı ayrıca seçimlerden AKP'nin galip çıkması ve Cumhurbaşkanı'nı da kendi istedikleri biri seçmeleri halinde bu işi "TSK'nın temizleyeceği"ni söylüyor. Orgeneral Karadayı'nın bu sözleri Encümen-i Daniş Meclisinde söylediği ve burada kayda alındığı bildiriliyor İşte o ses kaydının deşifresi "Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmesi için, 376yi (367) bulamazlarsa bu iş katiyetle bitiyor. Mumcu zaten teklifi yapan pezevenk kendisi, ben şeye girme dedim cumhurbaşkanlığı seçimine kesinlikle girme dedim, girmedi o olmadı, o girseydi seçiliyordu. Abdullah Gül olmadı, gaye oydu, Abdullah Gül olmayınca seçime gidecekti. Fakat bu bana şeyi söyledi cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini istiyorum dedi. Bu dedim sakıncalı, yok efendim o ısrar etti hava yapmak için bunu teklif etti AKP de üzerinde atladı. 367 bulamazlarsa katakulliye gidiyor. Ben bir iki kişiye daha telefon ettim sakın girmeyin diye. İşte bazı bir iki milletvekiline, Halk partiden oraya geçmiş olanlar.. Şimdi adam diyor ki; efendim bizim başkan diyor, tabi bu teklifi yapan bizim başkan diyor Mumcu için. Bu diyor gireceğine göre ...

Türkiye Nüfus Verileri

Kategori: Tepki
Türkiye Nüfus Verileri

Türkiye İstatistik Kurumu (TUIK)  ADNKS verilerini açıkladı 31 Aralık 2008 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 71.517.100 kişidir.  Nüfusun 35.901.154'ünü erkek, 35.615.946'sını ise kadınlar oluşturmaktadır.  2008 yılında Türkiye'nin yıllık nüfus artış hızı  binde 13,1 olarak gerçekleşmiştir.  2008 yılında 81 ilden; 55 ilin nüfusu artarken, 26 ilin nüfusu azalmıştır. Nüfus artış hızı en düşük olan ilk üç il; Bilecik (‰ -53,5), Kütahya (‰ -31,4) ve Isparta (‰ -29,9)'dır. 81 il içinde nüfus artış hızı en yüksek olan ilk üç il ise sırasıyla; Yalova (‰ 82,6), Tekirdağ (‰56,6) ve Hakkari  (‰ 48)'dir. Ülke nüfusunun % 75'i il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır.  İl ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus 53.611.723, belde ve köylerde ikamet eden nüfus ise 17.905.377 kişidir.  İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il % 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise % 32,2 ile Bartın'dır.  Nüfusun % 17,8'i İstanbul'da ikamet etmektedir.  İstanbul'da 12.697.164 kişi ikamet etmektedir. Toplam nüfusun sırasıyla; % 6,4'ü Ankara'da, % 5,3'ü İzmir'de, % 3,5'i Bursa'da, % 2,8'i ise Adana'da ikamet etmektedir. Ülkemizde en az nüfusa sahip olan Bayburt ilinde ikamet eden kişi sayısı 75.675'dir.  Nüfusun yarısı 28,5 yaşından küçüktür.  Ülkemizde ortanca yaş 28,5'tir. Ortanca yaş erkeklerde 28 iken, kadınlarda 29'dur. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin ortanca yaşı 28,4 iken belde ve köylerde ikamet edenlerin ortanca ...

Albay’ın intiharının ardından

Kategori: Ergenekon, Tepki
Albay’ın intiharının ardından

19 Ocak 2009, Pazartesi günü JİTEM'ci Emekli Albay, Abdülkerim Kırca Ankara Güvercinlik'te bulunan Jandarma Lojmanlarındaki evinde, intihar etti. Kırca, 1988'de Antalya Serik’te PKK’ya karşı düzenlenen bir operasyonda, sırtından yaralanmış, ve tekerlekli sandalyeye makum olmuştu. Sakat kaldığı içinde malulen emekliye ayrılmıştı. Kırca’ya 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 12 Aralık 2004 tarihinde devlet övünç madalyası verildi Ergenekon soruşturmasında adı geçen eski JİTEM Diyarbakır Grup Komutanı Binbaşı Abdulkerim Kırca,  PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan tarafından birçok faili meçhul olayın talimatını vermekle suçlanıyordu. Kırca, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ile birlikte, Binbaşı rütbesindeyken, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde 2 yıl tutuksuz yargılandı. Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanı olarak 8 kişinin kaçırılıp infaz edilmesi talimatını vermekle suçlanan Kırca ile ilgili dosya, son olarak yargılama yetkisi tartışması nedeniyle Ankara Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmişti. Kırca hakkında “silahlı çete kurmak”, “işkence” ve “üç kez insan öldürmek” suçlarından müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Ayrıca, silahlı örgüt kurmak suçlamasıyla, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılmış bir de dava bulunuyordu. Kırca'nın cenaze törenine TSK üst komuta zinciri tam kadro olarak katıldı. Eşi törende "Onursuz üç beş çapulcu utansın. Çok kahramanlar vardı, teki de oydu, onuruyla gitti benim kocam" dedi. Genelkurmay yaptığı açıklamada "Son zamanlarda, bazı basın ve yayın organlarında, sözde bir itirafçının ifadelerine dayanarak, 10 Nisan 1998'de Serik/Antalya'da teröristlerle girdiği çatışmada bakıma muhtaç Malul ...

Zigana’da Çığ – 11 dağcı hayatını kaybetti

Kategori: Tepki
Zigana’da Çığ – 11 dağcı hayatını kaybetti

Gümüşhane'deki Zigana Dağı'nda çığ düştü, bir grup dağcı çığ altında kaldı. 11 dağcı hayatını kaybetti. Dağcılardan 7'si kar altından çıkarıldı fakat bir dağcı hastanede hayatını kaybetti. Kar altındaki toplam dağcı sayısı 17 olarak belirlendi. Cesetlerin güçlükle aşağıya indirildiği belirtildi. Trabzon Tenis Dağcılık Kulübü TEDAK'a bağlı sporcular oldukları belirtilen dağcılar bu sabah iki grup halinde Gümüşhane'nin Torul ilçesi Zigana Dağı'ndaki Gümüşhane Valiliği'nin Kar Festivali kapsamında günübirlik bir tırmanış gerçekleştirdi. Ancak Kepenek zirvesi bölgesinde 1200 metre yükseklikte çığ düşmesi sonucu 17 kişilik dağcı grubu kar altında kaldı. Görgü tanıklarından bazıları çığın bir silah sesi sonrasında düştüğünü belirtiyor. Çığ altında kalanlar yaklaşık 700 metre sürüklendi. Kurtalanlardan Rasim Keleş olayı şöyle anlattı. "Zigana dağına gidiyorduk. Kadırga bölgesinden geçiyorduk. 15-20 dakika yürümüştük, tek sıra halinde gidiyorduk. Yukarıdan çığ göründü. Kaçacak yerimiz yoktu. Kar geldi aldı bizi götürdü. Vadiye düştük. Sağ elim altta kalmıştı. Sol elimle karı kaldıramadım gücüm yetmedi. Yardım bekledim." Saat 11.00 sıralarında çığ düşmesinin ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları da akşam saatlerinde sona erdirildi. Jandarma ve sivil savunma ekiplerince, demir çubuklar ve küreklerle, çığın düşmesi sonucu karların biriktiği yaklaşık 100 metrekarelik bir alanda yürütülen çalışmalarda, başkaca herhangi bir bulguya ulaşılamadı. Bölgeye gelerek yetkililerden bilgi alan Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak ile Trabzon Valisi Nuri Okutan da çalışmaların ...

Darbe Günlükleri

Kategori: Ergenekon, Tepki
Darbe Günlükleri

Nokta Dergisi 29 Mart 2007 tarihli sayısında, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğunu iddia ettiği Darbe Günlükleri'ni yayınladı. Günlük'lerde TSK'nın en üst kademesinde örgütlenen 'Sarıkız' ve 'Ayışığı' kod adlı darbe girişimleri çok ayrıntılı biçimde anlatılıyordu.  Habere göre, Oramiral Örnek'in tuttuğu günlüklerde bazı Orgenerallerin 2004'de askeri darbe yapmayı düşünüp, hazırlıklarını yaptığı ancak sonradan Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün tavır koyması üzerine vazgeçtiği yazıyordu. Polis 13 Nisan 2007 tarihinde  dergiyi bastı ve bilgisayarlarına el koydu. Kimse gıkını çıkartamadı. Dergi kapatıldı. Oramiral Örnek günlükleri yalanladı ve kendisine ait olmadığını bildirdi.  Haberi yapan Alper Görmüş için iftira ve hakaret davası açtı. Görmüş, 6 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılandı. Yapılan inceleme sonrası günlüklerin Oramiral Örnek'e ait olduğu kesinleşti. Alper  Görmüş  Mart 2008'de beraat etti. Ergenekon tutuklusu emekli Org. Hurşit Tolon, Darbe Günlükleri”nin kendisiyle ilgili olan kısımlarını doğruladı. Tolon çıkarıldığı mahkemede hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından yöneltilen, günlükleri neden tekzip etmediği yönündeki soruya “Kamuoyunda darbe günlükleri olarak bilinen günlüklerde benimle ilgili kısımlarda herhangi bir yanlışlık görmediğim için bu konuda tekzip yapma ihtiyacı hissetmedim” şeklinde cevap verdi. Darbe Günlükleri Ergenekon davasına temel olması bakımından çok önemli. Hemen belirtelim, günlükler Oramiral Örnek'in 1957'de başlayan askeri öğrenciliğinden bu yana tuttuğu 2000 sayfadan oluşuyor. Aşağıda yayınlanan bölüm ise Darbe planını içeren 2003 ve 2004 yıllarına ait. Günlüklerden bir iki çarpıcı  örnekte ...

Tuncay Güney’in ifadesinin tam metni

Kategori: Ergenekon, Tepki
Tuncay Güney’in ifadesinin tam metni

Ergenekon Davası'nın kilit ismi  Tuncay Güney'in olaya yaratan  ifadesinin tam metnini yayınlıyoruz TUNCAY GÜNEY'İN MÜLAKAT ÇÖZÜM TUTANAĞI                   03.02.2001 tarihinde Tuncay GÜNEY isimli şahıs "Dolandırıcılık ve Sahtecilik" iddiaları ile Asayiş Şube Müdürlüğü görevlilerince yakalanmış, yakalandıktan sonra bir kısım organize suç örgütleri hakkında beyanlarda bulunması üzerine Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne teslim edilmiştir.                 Tuncay GÜNEY'in ev ve işyerinde yapılan aramalarda çok sayıda bilgi, belge, doküman ve bilgisayarlar ele geçirilmiştir. El konulan bu malzemelerle ilgili Tuncay GÜNEY ile mülakat yapılmış, yapılan bu mülakat kamera ile kayıt altına alınmış ve çözümü yapılmıştır. Şube Müdürlüğümüz arşiv kayıtlarının tetkikinde Tuncay GÜNEY'e ait mülakat kaseti bulanamamış, yapılan araştırmalarda söz konusu kasetlerin Fatih C. Başsavcılığı adli emanet memurluğunda olduğu öğrenilmesi üzerine mülakat kasetleri temin edilmiş ve DVD ortamına aktarılmıştır. Tuncay GÜNEY'in mülakatı dinlenerek aşağıda yeniden çözümü yapılmıştır.   BİR NUMARALI KASETİN ÇÖZÜMÜ   SORGUCU                           : ...... eksiklerimiz olursa onu sana soracağız zaten dinlememiz gereken olursa onuda sana soracağız bir ikincisi her şeyin başı var biliyorsun ondan başla ondan başılıyacaksın yani başı ne medya ya girişin senin medya ya girişin tamam mı liseyi bitirmense liseyi bitirmen anlatabildim mi ne istediğimizi biliyorsun zaten evet Tuncay GÜNEY     : Şey o ailevi kısmımı anlatma ma gerek varmı az önceki sorgularda da konuştuğumuz yani 1986 da babam öldükten sonra ben çalışma ...

Doğalgaza bir yılda yüzde 82 zam yapıldı

Kategori: Tepki
Doğalgaza bir yılda yüzde 82 zam yapıldı

Gazze'de yaşanan vahşet Ergenekon Davası herhalde üçüncü konuştuğumuz konu şu günlerde  Doğalgaz'a ödediğimiz faturalardır. Son zamla birlikte doğal gaza 10 ayda 5 kez olmak üzere toplamda yüzde 82 oranında zam yapıldı. Son zam  Kasım 2008 de yüzde 22 olarak yapıldı. Havaların soğuması ile tüketim artınca, zammın acısını hisstetmeye başladık. Geçen yıla göre neredeyse iki katına yakın ödediğimiz faturaların kaynağı işte bu zamlar. TÜKETİCİ Dernekleri,  BOTAŞ'ın 1 Kasım 2008 itibariyle konutlarda yüzde 22,5, sanayide yüzde 22 oranında zam öngören kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'a  dava açtılar. Yapılan zammın"Anayasanın sosyal devlet ilkesine aykırı olduğunu" bildirdiler. Davaların Türkiye'de ne kadar süreceği malum dava bitene kadar, kimbilir kaç zam daha görürüz. Sebep Tahsil edilemeyen alacak mı? BOTAŞ'ın bazı kamu kurumlarından tahsil edemediği 15 milyar YTL alacağın, zammın nedenleri arasında yer aldığı belirtiliyor, "Tahsil edilemeyen alacakların, silinen gecikme zammı alacaklarının, yüksek maliyetle kredi kullanmanın birim doğal gaz maliyeti içindeki payı yüzde 30 ila yüzde 40 arasındadır.  İdari kusurlar nedeniyle işletmenin ettiği zarar, bu kararlarda etkisi bulunmayan tüketiciye yüklenmesi ne derece doğru tartışılır. MHP TBMM Grup Başkanvekili Oktay Vural, BOTAŞ'ın doğalgaza yaptığı son yüzde 22.5'luk zam ile son 10 ayda yüzde 80'i bulan zamların en büyük nedenlerinden birinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ödemediği EGO borçları olduğunu savundu. Geçmişte BOTAŞ Genel Müdürlüğü de yapan ...

Gazze Kan Ağlıyor

Kategori: Tepki
Gazze Kan Ağlıyor

İsrail, 1.5 milyon Filistinli'nin yaşadığı Gazze'yi hedef gözetmeden füze yağmuruna tuttu. Şu ana kadar 600 kişinin öldüğü saldırıda çocuklar da vuruldu.. Yüzlercede yaralı var. İsrail, Hamas ile 6 aylık ateşkesin geçen hafta sona ermesinin ardından dün geniş kapsamlı hava saldırısına başladı. ilk saldırıda 280 kişinin öldüğü, 600'den fazla sivilinde  yaralandığı belirtiliyor.(ölü sayısı şu anda 600' e yaklaştı, kadın ve çocuklardan oluşan binlerce yaralı var) ölü sayısı 750'ye ulaştı Saldırıda Gazze, Han Yunus ve Refah hedef alındı. Hamas yetkilisi, saldırılarda Gazze kenti ile civarındaki tüm güvenlik tesislerinin yerle bir olduğunu söyledi. Hamas radyosunda okunan açıklamada da, Gazze'deki bir polis merkezinin mezuniyet töreni yapıldığı sırada hedef alındığı, bölgedeki tüm polis karakollarının vurulduğu, polis şefi Tevfik Cabbar'ın da ölenler arasında olduğu belirtildi. Hedef alınan karakollar sivil yerleşim yerlerinde bulunuyordu. Görgü tanıkları, ilk saldırının Gazze'de çocukların okuldan çıktığı sırada düzenlendiğini ifade etti. Üstelik İsrail'e ABD ve Avrupa Birliğinden anlaşılmaz bir destek de var. Dolayısı ile kimse dur diyemiyor. Tepkinizi yorumlar bölümüne  yazabilirsiniz. ÖNEMLİ: SİTEDE YAŞANAN YOĞUNLUK NEDENİ İLE ZAMAN ZAMAN YORUMLAR, KAYIT SIRASINDA KAYBOLABİLMEKTEDİR. BUNU ÖNLEMEK İÇİN YORUMUNUZU ÖNCE BİR NOTEPAD E(txt uzantılı bir dosyaya) YAZIN DAHA SONRA KOPYALA YAPIŞTIR İLE SİTEYE EKLEYEBİLİRSİNİZ. EĞER EKLENMEZ VE KAYBOLURSA TEKRAR DENEYİN BU ŞEKİLDE UZUN YAZDIĞINIZ YORUMLAR YOĞUNLUKTAN DOLAYI KAYDOLMAYIP SİLİNSE DAHİ TEKRAR YAPIŞTIR İLE SİTEYE EKLEYEBİLiRSİNİZ. yorum yazma bölümü ...

Yeni çek yasası

Kategori: Tepki
Yeni çek yasası

Çek nedir; önce buna bakalım; Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Ancak uygulamada çoğunlukla bono gibi kredi vasıtası olarak kullanılmaktadır.Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt (vade) yazılmamış hükmündedir, dolayısıyla geçersizdir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir. Karşılığı yok ise arkası yazılır. Ancak, senet ve poliçe gibi kredi vasıtası değildir. Bono ve poliçe borçlunun peşin yerine, vadeli olarak ödeme yapmasını sağlar. Bu nedenle, üzerinde borcun ödeneceği tarihi belirten bir vade konur. Aslında Çek ise, alan ve veren bakımından nakit para hükmündedir; dolayısıyla da, vade taşımaz, sağ üst köşeye konulan tarih kesinlikle vade olmayıp, çekin düzenlendiği (keşide edildiği) tarihi gösterir ve bu tarih 10 günlük ibraz süresinin hesap edilmesini sağlar. Yani size verilen çeki üzerinde yazdığı tarihten 10 gün içinde tahsil etmeniz gerekir, Yani çekteki keşide tarihi keşin bir anlamda son kullanım  tarihini gösterir. Hal böyle iken, iş hayatında vadeli mal alanlar, satıcılara verdikleri çeklerin üzerine, her iki tarafça vade olarak kabul edilen tarihler koyuyorlar. YENİ ÇEK YASASI Kamuoyunda "sicil affı" olarak bilinen, ödenmeyen kredi borçlarıyla ilgili kayıt temizliği yasası dün Meclis'te kabul edildi. Yasayla, geçmişte kredi ödemesini aksatan kişiler ve şirketlerin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin ...

Yeni Kamu İhale Kanunu

Kategori: Tepki
Yeni Kamu İhale Kanunu

Yeni Kamu İhale Kanunu şu anda Çumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önünde.               (5 Aralık akşam üzeri Gül yasayı imzaladı) Meclisden büyük tartışmalarla geçen kanun, Cumhurbaşkanı onaylarsa devreye girecek Peki yeni ihale kanununda neler var “Yeni İhale Kanunu ile artık milyarlık ihalelere sadece üç firma davet edilecek ve iş birine verilecek. Üstelik dört yıllığına. Devlet ihaleleri halka kapatılmış durumda, rekabet tamamen bitti.”  Burada amaç sadece yetkin firmaların veya bu işi bitirebilecek firmaların ihaleye girmesini sağlamak.   Bu çok enteresan bir konu. Genelde aynı gruba bağlı üç firma, ayrı firmalar gibi teklif verebiliyor veya ihaleye katılan firmalar ihalenin bölümlerini kendi aralarında paylaşabiliyorlar. Artık sıradan bir kişi veya kurumun ihaleye itirazı dikkate alınmayacak “Yapılan son değişiklikle denetimsizliğin yolu açılmış oldu. Artık devletin tüm ihaleleri sadece şeklen denetlenebilecek. İhale usulsüz de olsa, katılan üç firmadan biri itiraz etmezse hesap sorulamayacak.” Artık müteahhitler zamanında finanse ettikleri parti iktidara gelince veya iktidarını sürdürünce yatırımlarının karşılığını daha rahat alabilecekler. Yeni kamu ihale kanunu AB uyum sürecine de uygun değil ama yasa bu haliyle geçerse zaten 4 yılda suyun nereye akacağı baştan belirli olacak. En son Istanbul Büyük Şehir Belediyesinin yaptığı "Yedi Tepeye yedi Tünel ihalesinin" ihalesiz olarak verilmesine itiraz edilmiş, gerekçe olarak acil durumda ihale edilmeden ihalenin uygun firmaya verilebileceği söylenmişti. Olay mahkemeye intikal etmiş mahkeme verdiği kararda, sözkonusu durumda ...

DTP’nin dağıttığı kitapta ne var

Kategori: Tepki
DTP’nin dağıttığı kitapta ne var

DTP , Meclis'te eyalet sistemi öneren Kürtçe bir kitapçık dağıttı!DTP, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın istediği ve Türkiye'nin 20 - 25 özerk bölgeye ayrılmasını öneren projeyi kitapçık halinde Meclis'te dağıttı. MHP'li Vural, "Bu tek kelimeyle ihanet projesi" dedi DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün bakanlara, bütün milletvekillerine gönderdiği Kürt sorununun çözüm yöntemlerini anlatan kitapçık büyük tepki gördü. "Kürt sorununa ilişkin Demokratik Çözüm Projesi" başlıklı kitapçıkta, DTP'nin önerdiği çözümler, Türkçe, İngilizce ve Kürtçe olarak yer aldı. Türkiye'nin federasyonlara bölünmesini öngören 64 sayfalık kitapçıkta sarı, kırmızı ve yeşil renkte bezemeler de yer aldı. Terörist başı Abdullah Öcalan'ın yıllardır savunduğu "Demokratik Özerklik Projesi", DTP'nin 2007′de yapılan kongresinde "Siyasi Tutum Belgesi" olarak parti tüzüğüne girmişti. Türk'ün imzası bulunan kitabın sunuş yazısı şöyle: "DTP olarak, Türkiye'nin kapsamlı bir kamusal ve idari reformdan geçmesini öngören, adına Demokratik Özerklik Projesi dediğimiz programı demokratik kamuoyla bugüne kadar paylaştık. Gerek Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin önemli bir proje olması ve gerekse de Türkiye'deki merkeziyetçi hantal bürokrasinin neden olduğu yönetim sorunundan kaynaklanan tüm demokrasi sıkıntılarını aşabilecek bir proje olması sebebiyle milletvekilimizle paylaşmayı önemsemekteyiz. Katkılarınızı bekler, 21. yüzyılda Türkiye'nin etkin ve katılımcı bir demokrasi ile çağdaş bir şekilde yönetilebileceğine olan inancımızla bu projeyi değerlendirmesini rica ederiz." Neler var? DTP'nin özerklik projesinde yer alan taleplerden bazıları şöyle: * Kürt ...

Youtube’a nasıl girilir

Kategori: Tepki
Youtube’a nasıl girilir

Yasakçı zihniyete HAYIR! Resmi bir ziyaret için Hindistan’a giderken uçakta gazetecilerin sorularını cevaplandıran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin “Youtube’a girilmiyor” sözlerine, “Ben giriyorum, siz de girin” karşılığını vermiş. Ancak Erdoğan, erişimi engellenmiş olan bu siteye nasıl girdiğini ise açıklamamış.Peki binlerce metre yukarıda konu Youtube’a nasıl geldi? Hemen açıklayalım! Başbakan Erdoğan, “Son günlerde CHP’de bir kara çarşaf tartışması başladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna cevap verirken, “Youtube filan onlara bir girerseniz, oralarda aynı partinin bazı toplantılarında maalesef bırakın çarşaflıyı, başörtülülerin dahi oralara nasıl sokulmadığını, onlara karşı nasıl bir mücadele yürütüldüğünün belgeleri bizim elimizde var” demiş; bir gazeteci bunun üzerine “Youtube’a girilmiyor” deyince Erdoğan, ‘Ben giriyorum, siz de girin” demek zorunda kalmış! Başbakan söylememiş ama biz söyleyelim. Ağ Bağlantılarım’a gidin,  üzerine sağ tıklayın özellikleri seçin internet bağlantınıza sağ tıklayın ve özellikleri seçin buradan yukarıdaki gibi Internet iletişim kuralları TCP/IP seçin ve özelliklere tıklayın yukarıdaki gibi Aşağıdaki DNS sunucu adreslerini kullan ı seçin ve sırası ile yeğlenen sunucu adreslerini 4.2.2.2  4.2.2.5 şeklinde değiştirin. Tamam, Tamam tıklayın artık Youtube dahil istediğiniz her siteye girebilirsiniz.   yazı gizemlibilgiler http://gizem.milletmeclisi.com blogundan izinle alınmıştır. Teşekkür ederiz

Vicdani Ret

Kategori: Tepki
Vicdani Ret

DTP, askere gitmek istemeyenler için hazırladığı kanun teklifini TBMM'ye sundu. DTP Diyarbakır milletvekili Akın Birdal, askerlik kanununda değişiklik teklifi verdi ve dileyen yükümlülerin "Vicdani Ret" kapsamında askere gitmemesini istedi. DTP'nin kanun teklifi ile "Kendisini vicdani ret'çi olarak tanımlayan, ahlaki, vicdani, siyasi, dini ya da benzer gerekçelerle askerlik yapmak istemeyenlerin askerlik hizmetine tabi tutulamayacakları" hükmü getirilmek isteniyor. DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal dünyanın pek çok ülkesinde vicdani reddin tanındığını belirterek, halen bir milyon askerlik yükümlüsü gencin kaçak durumda olduğunu öne sürdü. Türkiye'de vicdani retçi olduğunu açıklayan ve askere gitmeyi reddeden bazı yükümlüler hapis cezasına mahkum edilmişti. Teklif ile askerlik kanuna şu hükmün eklenmesi isteniyor: "Askerlik çağına gelmiş olup, ancak kendisini vicdani ret'çi olarak tanımlayan, ahlaki, vicdani, siyasi, dini ya da benzer gerekçelerle askerlik yapmak istemeyenler, bu durumlarını bağlı oldukları Askerlik Şubesine bildirmeleri ve açıklamaları halinde askere alma işlemine ve askerlik hizmetine tabi tutulamazlar ve bu tutumlarından dolayı haklarında soruşturma açılamaz, ceza verilemez, ekonomik, toplumsal, kültürel, medeni ya da politik hakları açısından herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakılamazlar. Vicdani ret hakkından muvazzaflık hizmetini sürdürmekte olan er, erbaş ve yedek subaylar ile yedekler de yararlanır. Savaş ve benzeri hiçbir olağanüstü hal gerekçesi ile bu hakkın kullanımı sınırlandırılamaz. Vicdani retçi olduğunu açıklayanlara tabi oldukları askerlik süresi kadar sürede yaşları, öğrenim durumları, mesleki beceri ve yetenekleri dikkate alınarak ikamet ettikleri şehirlerde, hizmet koşulları bakımından herhangi bir ayrımcılığa uğramadan ve cezalandırıcı nitelikte olmayan kamu ...

Son Eklenen Üyeler/Bloglar


Fatal error: Call to undefined function ahp_recent_posts() in /home/soksuz/public_html/wp-content/themes/massivepress/third.php on line 4