Muhsin Yazıcıoğlu ve 2 günde bulunamayan helikopter

Kategori: Gündem
Muhsin Yazıcıoğlu ve 2 günde bulunamayan helikopter

BBP Genel Başkanı ve ülkücü camianın önde gelen isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu'nun, seçim çalışmaları için kullandığı helikopterin düşmesinin ardından arama çalışmaları başlatıldı. Helikopterdeki İHA muhabiri cep telefonu ile donuyoruz  ve yaralıyım diyerek yardım istedi. O anda kimsenin aklına, telefonla yardım isteyen ve ve donuyoruz diye feryat eden  kazazedelere 2 gün geçmesine rağmen ulaşılamayarak,  ölecekleri ihtimali gelmemiştir herhalde. Devlet ve sivil toplum örgütleri bildikleri yöntemleri seferber ettiler ama nafile. Onca ekipmana, gece görüşlü helikopter sistemlerine, tam teşekküllü arama kurtarma timlerine  rağmen enkaza ulaşılmadı. İkinci günün sonunda,  zavallı bir köylü, az daha canıyla ödeyecekken buldu enkazı. Fakat ne yazık ki, Muhsin Yazıcıoğlu ve helikopterdeki altı can kaybedilmişti. İlk sözlerden biri de "takdir-i ilahi" oldu.  Ne yazık ki içimizden bazılarının kendi beceriksizliğini, işbilmezliğini, plansız-programsız hareketlerinin sonucunu , boşvermişliğini ve bunların sonucunda ortaya çıkan sorumluluğu Allah'a yüklemek gibi bir gafleti var. Allah bu "takdir-i ilahi" yakıştırmamıza daha da kızar, üzerimize başka müstahaklar gönderir mi bilinmez ama, biz sizin bu konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi soruyoruz.  Önemli: Yorumlar bazen site içi yoğunluktan dolayı birbirlerini bloke edebilmektedirler. Bu durum, yorumunuzun denetime takılmadığı halde yayınlanmamasına sebep olmaktadır. Eğer uzun bir yorum yapacaksanız, bunu önlemek için yorumunuzu önce bir txt veya word dosyasına ardından kopyala yapıştır ile siteye eklemenizi öneririz. Yorumunuzun kaybolması halinde tekrar ekleyebilirsiniz. Aynı yorum yapılamaz uyarısı verirse,yorumunuzun sonuna birkaç farklı karakter ...

Mustafa Balbay’ın Günlüklerinin Tam Metni

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki, featured
Mustafa Balbay’ın Günlüklerinin Tam Metni

Günlükler Polis tarafından Mustafa Balbay'ın el konulan laptopunda yapılan çalışmalar sonucu deşifre edilmiştir. Günlükler, 10 Şubat 2004 tarihinde aralarında Balbay'ın da bulunduğu bir grupla dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un yaptığı görüşmeyle başlıyor. İddiaya göre Balbay, her görüşmenin ardından düzenli olarak not tutmuş. Balbay'ın bilgisayarında ele geçirildiği iddia edilen ve sayfalarca tutan günlüklerde askerlerin isimleri baş harfleriyle yer alıyor  Polisin değerlendirme çözümlerinde bu isimler deşifre edilmiştir.     "10 Şubat 2004 salı günü Etimesgut Jandarma Eğitim ve Spor Tesislerinde (JEST) sohbet..saat 17.15-20.00 arası.. ŞE- arkadaşlar şöyle bir araya gelelim, ne oluyor, ne yapabiliriz, enerjimizi nasıl birleştirebiliriz, bir konuşalım dedim... hepimiz farklı yerlerde aynı şeyleri düşünen insanlarız ama, gücümüzü birleştirmediğimiz için bir sonuç alamıyoruz... öte yandan da bu iktidar yapacağı her şeyi yapıyor.. -Nedir, nasıl bir şey düşünüyorsunuz ŞE- benim düşüncem şu... Birçok dernek var, gazeteciler var, memlekette olup bitene duyarlı insan var... Bunları bir araya getirmek gerekiyor... Mesela siz öncülük etseniz, burada üç kişi bir araya geldi, bu on olur, sonra 20 olur... Derneklere yön verilir... toplumu biraz duyarlılığa sürüklemek lazım.. Valla paşam bu dediğiniz zor. Bu kuruluşları, kişileri bizlerin bir araya getirmesiyle alınacak bir sonuç göremiyoruz biz... Bir de bu iş gazete anlamında yazarlardan çok gazete yönetimlerinin işi... Şimdi biz yazdık, şu gazetede şu kadar yazar, ötekinde bu kadar yazar... Köşelerinde yazarlar, ama sonuç alınabilmesi için gazetenin bir yayın anlayışı ...

28 Şubat ve Andıç Olayı

Kategori: Ergenekon, Gündem, PKK, Tepki
28 Şubat ve Andıç Olayı

28 Şubat 1997'de TSK kendi deyimiyle bir postmodern darbe gerçekleştirdi. Hedef iktidardaki Refah Partisi idi. Refah Partisi Başkanı ve Başbakan Erbakan'ın çok tartışılan "Kanlı mı olacak kansız mı" o dönemin en çok hatırlanan sözleridir. Sincanda tanklar yürütüldü, Erbakan imzalamam dediği MGK kararlarını imzaladı ve darbe söylentileri arasında önce istifa etti, ardından Refah Partisi kapatıldı. Askerin siyasette çok güçlü olduğu bir dönemdi.  Dönemin Genelkurmay Başkanı, bugün kasetleri ile gündemden düşmeyen Org. İsmail Hakkı Karadayı. Fakat  hafızalarda ondan daha fazla yer eden  bir isim var, devrin Genelkurmay İkinci Başkanı Org.  Çevik Bir. İşte o günlerde PKK nın ikinci adamı Şemdin Sakık yakalandı. Hemen ardından alınan ifadesinde, bazı gazetecilerin PKK'dan para aldığını açıklıyordu. Herkes bu isimleri merak ederken İki isim bomba gibi gündeme düştü; Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar.  O dönemin Sabah Gazetesi sahibi Dinç Bilgin  generallerden  gelen baskılarla bu iki ünlü gazeteciyi  kovdu. İşte bu olay kamuoyuna Andıç vakası olarak geçti. Andıç kelime anlamı itibari ile memorandum veya muhtıra manalarına geliyor. Olayın perde arkası aralandığında iki general Andıç olayında başrolde, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir ve Genelsekreter Orgeneral Özkasnak. Şemdin Sakık daha sonra mahkemede verdiği ifadelerde böyle bir ifadesi olmadığını bildirdi. Araştırıldığında ortaya çok ilginç bir olay çıktı. TSK dan bazı generaller resmi politikayla uyum içinde olmayan ve yazmayan bazı gazetecileri bu yolla bertaraf etmişlerdi.  Yani generaller ...

Özel Harekat Daire Başkanının sır dolu intiharı

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki
Özel Harekat Daire Başkanının sır dolu intiharı

13 yıldır Özel Harekat Daire Başkanlığı görevini yürüten Behçet Oktay'ın intihar ettiği açıklandı. İntiharı sırasında yanında bulunan arkadaşı, "otomobilin kara saplanmasına sinirlendi, bunlar da hep beni buluyor dedi ve silahını çekip intihar etti." şeklinde ifade verdi. Otomobilin dışında ikinci bir silah daha bulundu yerde ise kan izleri var. Bir yakını Oktay'ın solak olduğunu söyledi, fakat sağ şakağına dayadığı silahla intihar etmiş olduğu bildirildi. Oktay'ın Ergenekon davasında ismi geçiyordu.Eski Özel Harekat Başkanı İbrahim Şahin'le yaptıkları bir telefon görüşmesinde "Şahin'e Abi her türlü şeye varım" diyordu. Behçet Oktay'ın bir süre önce görevinden alındığı ve yerine başka birinin atandığı konuşuluyor. Eşinden ayrı yaşaması, Ergenekon davasında adı geçmesi, görevinden alınması ve şu anki ilişkisindeki problemlerin tümünün ağırlığını kaldıramadığı ve bunalımla intihar etmiş olabileceği intihar sebebi olarak sunuluyor. Fakat yine de bütün bunlar kamuoyunu tam tatmin etmiş görünmüyor. Hatırlarsanız benzer bir şekilde Ergenekon davasında adı geçen Albay Kırca evinde intihar etmiş, daha öncede Ergenekon davasında adı sıkça anılan JİTEM komutanı Cem Ersever, bildiklerini mahkemede anlatmaya giderken kaçırılmış başından tek kurşunla vurularak infaz edilmişti. Sizin bu intiharla ilgili görüşünüz nedir?

Kürt Sorununa Giriş

Kategori: Gündem, PKK, featured
Kürt Sorununa Giriş

Abdullah Öcalan'ın yakalanışının 10. yıldönümünü protesto etmek amacıyla Güneydoğu'nun bir çok ilinde gösteriler yapılıyor.  Ön safta çocuklar var. Arka planda polis şefleri ile gösteri yürüyüşü için pazarlık yapan, DTP milletvekilleri. Polis gösterilere ve açılan pankartlara izin vermiyor, göstericilerin üzerine boyalı su ve gözyaşartıcı gaz atıyor. Polislerin  üzerine araç sürülüyor ve ezilmek isteniyor. Çoğunluğu 8-18 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin oluşturduğu gruplar, barikat kuruyor, polise taş ve molotof kokteyli atıyorlar. Kepenkler indiriliyor. Yüzlerce polis ve gösterici yaralı.  Gösteriler başta Diyarbakır olmak üzere, Mersin, Batman, Cizre, Nusaybin, İdil, Van da giderek yayılıyor. Gelen fotoğrafalara bakarsanız, sanki savaşın içinde başka bir ülke gibi. Bu sorun yeni mi başladı?   Hayır! Terör örgütü PKK 1983 yılından bu yana faaliyetde. 1983 yılından bu yana 35.000 kişi hayatını kaybetti. Olayın bir de çok büyük bir ekonomik boyutu var. Peki bu sorun 1983'te mi başladı?... Burada bir nokta koyalım, Amaç, tarafımızdan bir tespit yapmak, sorulara cevap vermek değil, tam aksine sizin tespitlerinizi çözüm önerilerinizi ortaya koymak. Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan Kürt sorununa bir giriş yapmak. Sizin tespitleriniz, tepkiniz nedir? Bu sorunun kaynağı nedir? Arkasında kimler var ve asıl amaç ne? Ve en önemlisi uygulanabilir bir çözüm öneriniz var mı? Yorum ve tespitlerinizi bu sayfanın altında bulunan yorum bölümüne yazabilirsiniz. Yorum yapmak için kayıtlı üye olmanız gerekmektedir. Sitede zaman zaman yaşanan ...

İbrahim Şahin üzerine yapılan tüm açıklamalar

Kategori: Ergenekon, Gündem, featured
İbrahim Şahin üzerine yapılan tüm açıklamalar

Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, savcı Zekeriya Öz'e verdiği 107 sayfalık ifadesinde, Genelkurmay'ın talimatıyla kurmaya hazırlandığıni iddia ettiği S-1 (Sefir) adlı örgütün "Türkiye'nin iç temizliğinden ve Kuzey Irak'tan" sorumlu olduğunu iddia etti.  Biriminde 150-300 asker ve polis olacağını öne süren Şahin, "Yakalanmasaydım bir hafta sonra Ermenilerin lideri olan şahıslara operasyon yapılacaktı. Biz PKK'lılara Ermeni diyoruz" dedi. Şahin'in, ‘iç temizliğe' hazırlandığı unsurlar şöyle: ‘Özür Diliyorum' kampanyasına imza koyan 300 kişi ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) içindeki 580 Ermeni, Süryani ve Yahudi... Şahin, 7 Ocak'ta gözaltına alınmasaydı 12 Ocak'ta kendisi için Genelkurmay'da bir tören yapılacağını iddia etti. ‘İç temizlikten sorumluyuz' Şahin sorguda iddia ettiğine göre operasyon ekibi kuracaktı. Şahin, Ergenekon kapsamında tutuklanan Tokat Reşadiye Bölük Komutanı Taylan Özgür Kırmızı'ya 11 Aralık'ta gönderdiği cep telefonu mesajında, "Bütün Türkiye'den sorumluyuz", bundan bir ay önce de "Türkiye'nin iç temizliğinden sorumluyuz" demişti. Savcı Öz, bu sözlerle neyi kastettiğini sorunca Şahin, "Türkiye'nin iç temizliği derken Kuzey Irak, iç ve ve dış olarak söyledim" dedi. İbrahim Şahin, ‘iç temizliğe' ilişkin bilgiler de verdi. Savcılık dosyasına giren Kayseri Hava İndirme Tugayı'nda memur olarak çalışan ve Ergenekon kapsamında tutuklanan Fatma Cengiz'e 24 Kasım 2008'de çektiği cep telefonu mesajında, "Ben Ermenilere karşı kurulan örgütün ilk başkanıyım" demişti. Savcı Öz, bu örgütü sordu. Şahin'in ...

Basında en çok okunması gereken ve okunan haberler 10 Şubat

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki, featured
Basında en çok okunması gereken ve okunan haberler 10 Şubat

Mehmet Ağar 12 yıl sonra Susurluk'tan Hakim karşısında çıktı.  Abdullah Çatlı'yı tanımadığını,  Çatlı'nın pasaportundaki imzanın kendisine ait olmadığı, Korkut Eken ve İbrahim Şahin 'in kahraman olduğunu, Sedat Bucak'ın aşiretinin PKK karşısında önemli bir güç olduğunu söyledi. Terörle mücadele kapsamında yapılan eylemler için ise Çiler'i işaret etti. Ağar bundan sonraki duruşmalara girmeyecek. Yargıtay telefon dinleme kayıtlarının, tek başına delil oluşturmayacağına, mutlaka maddi delillerle desteklenmesi gerektiğinie hükmetti. Bunun anlamı; Ergenekon davasının neredeyse tamamının telefon dinleme kayıtlarına dayanıyor olması, bu nedenle de Ergenekon sanıkları beraat edebilir. Sanayi Üretimi %17,6 oranında düştü.  Geçen yıl bu rakam %11'in üzerinde artmışttı. Aşağıdaki grafikte bu durumu görebilirisniz. Bunun anlamı, daha düşük üretim için daha az işçiye ihityaç var, daha az işçi işçi çıkarılması işçi çıkarılması ise artık çıkarılan işçilerin eskisi gibi harcama yapmayacakları bu da global anlamda domino taşlarının düşme etkisi gibi ekonominin negatif yönde etkilenmesi demek. IMF ile anlaşma şu anda açmaza girmiş durumda. IMF şunu istiyor,  kamu harcamalrını kıs, seçimler için para aktarma, faiz dışı hedefi için vergileri artır.  Pratikte uygulamsı neredeyse imkansız, işte bu yüzden IMF ile anlaşma zor. Türkiye'nin şu an IMF'ye 8,5 Milyar Dolar borcu var. Ergenekon için, Mehmet Emin Karamehmet, TSK ile işbirliği yapmış, bunun karşılığında askerden şirketleri için destek almış. TSK, burada TSK'yı Levent ...

Tosun Polemiği

Kategori: Gündem, Tepki, featured
Tosun Polemiği

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ortaya bir iddia attı, Davos gündemi rafa kalktı. İddia şu: "Başbakan'ın oğlu, kendisine çok yakın bir iş adamı olan Atasay Kuyumculuk'un sahibi Cihan Kamer ile  ortaklık yaptı. Bu ortaklığı, Bilal Necmettin Erdoğan adı görünmesin diye vekaletle birisi imzaladı. İşte o kişi Ekrem Tosun, Başbakan'ın oğlu, adını niçin gizleme ihtiyacı içinde olur? Sayın Başbakan herhalde bir gerçeği daha öğrendi. Oğlunun hangi şirkete ortak olduğunu benden öğrenmiş oluyor böylece." Başbakan Erdoğan cevaben kendine has uslubu ile , "Tanımıyorum yahu" dedi. Ekrem Tosun, Atasay şirketler grubu ve  Bilal Erdoğan'ın ortağı olduğu Atagold firmasının  mali müşaviri. Atagold, Atatürk Havalimanında  faaliyet gösteriyor. Yıllık kirası 850 bin YTL, şirketin ortaklarına dağıttığı kar ise yıllık 30 bin YTL. Bilal ve eşi Sema Erdoğan  Atagold'a 2006 yılında 250 bin YTL ile ortak olmuşlar. Kılıçdaroğlu'nun bir diğer iddiası da Pırlantada KDV'nin sıfıra  indirilerek bu firmaya avantaj sağlanmış olması. Atasay'ın sahibi Cihan Kamer bu iddiaları canlı yayında yalanladı ve ortaklık için, Erdoğan ailesinin 15 yıllık dostları olduğunu ve bu yüzden çocuklarına yardımcı olduğunu söyledi. Siz bu iddialar ve gideren tırmanan polemik için ne diyorsunuz?   Anket sayfasını ziyaret ederek güncel anketlere katılın http://anket.milletmeclisi.com/

Hurşit Tolon tahliye edildi

Kategori: Ergenekon, Gündem, Tepki
Hurşit Tolon tahliye edildi

Orgeneral Hurşit Tolon, Ergenekon soruşturması kapsamında 6 Temmuz 2008 yılında gözaltına alındı. Hurşit Tolon 67 yaşında,  gözaltında kaldığı süre içinde çok hızlı biçimde 13 kilo vermiş ve hastaneye kaldırılmıştı. Hurşit Tolon hakkındaki soruşturma evraklarını inceleyen mahkeme, tahliye kararını şöyle açıkladı: "Şüphelinin avukatı tarafından verilen dilekçe ile tutuklama kararına esas alınan 29 sayfalık halindeki Ergenekon yapılanmasını içeren kitap fotokopisinin daha önce çeşitli basın kuruluşlarında haber konusu yapıldığı yapılan incelemede söz konusu belgenin gizliliğinin bulunmadığı kamuca bilinen bu belgenin fotokopisinin şüphelide bulunmasının tek başına şüphelinin suç örgütüne üye olduğuna veya yönetici olduğuna dair bir delil niteliğinde bulunmadığı gibi şüphelinin yaptığı telefon görüşmelerinin örgütle bağını gösterecek unsur içermediği ayrıca örgütün gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerle şüphelinin bir bağının kurulamadığı gözetlenmiştir. Şüphelinin yurt dışına çıkış yasağı konarak tahliye karar verilmesine karar verilmiştir" Tolon, terör örgütü kurmak, terör örgütüne liderlik yapmak ve silahlı örgüt ile devleti yıkmaya teşebbüs suçundan tutukluydu. Orgeneneral Tolon'un tutuklanması ve 7 ay sonra serbest bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gündem 4 Şubat

Kategori: Gündem, Tepki
Gündem 4 Şubat

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNE 4 BİN YIL YETECEK KADAR İLAÇ ALINMIŞ Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde önceki yönetimlerin döneminde ihtiyacı kat kat aşan ilaç alımı yapıldığı belirlendi. Öyleki alınan ilaçlar arasında 4 bin yıl yetecek olanlar var. Hastane yönetimi, alınan ilaçlara depoların yetmemesi üzerine bazı laboratuvar ve derslikleri “ilaç deposuna” çevirdi. Yapılan incelemeler sonucunda depolarda yıllarca yetecek kadar ilaç bulunurken, tekrar ilaç alımı ihaleleri yapıldığı ve miadı geçmiş çok miktarda ilacın olduğu belirlendi. “Önceki yönetimlerin aldığı ilaçları koymak için ondan fazla depomuz yetmeyince bazı laboratuvar ve derslikleri depoya çevirdik. Diğer verilen siparişler için ise yer yok. Açık kalp ameliyatlarında anestezi olarak kullanılan ve hastanelerinde 2008 yılında sadece 1 adet kullanılmış olan bir ilacın 4 bin adet satın alındığına işaret eden Alan, şöyle dedi: “Hastanede Bactrim ilacı bir yılda 74 adet kullanılmışken, 2 bin adet alınmış. Yani 27 yıl yetecek kadar alım yapılmış. Açık kalp ameliyatında kullanılan anestezi ilacı Rapifen 2008'de sadece 1 tane kullanılmışken, tam 4 bin adet alınmış. Yani 4 bin yıl yetecek kadar Rapifen ilacı alınmış. Steril 900 bin adet ve steril olmayan 1,5 milyon olmak üzere toplam 2 milyon 400 bin adet eldiven alınmış. Firmanın yetiştiremediği 1 milyon kadar eldiven teslimatını ise iptal ettik. 850 bin şişe serum alınmış. Tansiyon ilacı Karvezit ...

Son Eklenen Üyeler/Bloglar


Fatal error: Call to undefined function ahp_recent_posts() in /home/soksuz/public_html/wp-content/themes/massivepress/third.php on line 4