Nasıl Bir Eğitim?
Kategoriler: Tepki
Yazan: admin
Daha önce sizlere sorduk.
Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?
İç ve dış borçlar, PKK, Kürt Sorunu, Yolsuzluklar, İşsizlik gibi önemli sorunlardan çok daha fazla oylayarak bir numaralı sorun olarak ‘EĞİTİM’ i gösterdiniz.
Yine Karadayı’nın “halk cahildir Cumhurbaşkanı seçmesin” şeklindeki sözlerini hatırlatarak sorduk.
Sizce halk Cahil mi? az farklada olsa çoğunluk evet dedi.
Demek ki, eğitim çok önemli bir sorun. Bu siteyi okuyanların çoğunluğu, Türk halkının cahil olduğunu da düşünüyor.
Şimdi sorunun çözümü ve anlaşılması için;
Nasıl bir eğitim? sorusunu gündeme getiriyoruz.
Eğitim deyince ne anlıyorsunuz ve sorun olarak ne anlatmak istiyorsunuz?
Çözüm öneriniz var mı? Nereden başlamalı? Ne kadar sürmeli? Kimlere ve nasıl verilmeli?
Yorumlarınızı bekliyoruz.
Aşağıdaki linklere tıklayarak ilgili anket sonuçlarını görebilirsiniz.
Türkiye’nin en büyük SORUNU nedir?
Halk ‘CAHİL’, Cumhurbaşkanı seçemez
Önemli: Yorumlar bazen site içi yoğunluktan dolayı birbirlerini bloke edebilmektedirler. Bu durum, yorumunuzun denetime takılmadığı halde yayınlanmamasına sebep olmaktadır. Eğer uzun bir yorum yapacaksanız, bunu önlemek için yorumunuzu önce bir txt veya word dosyasına ardından kopyala yapıştır ile siteye eklemenizi öneririz. Yorumunuzun kaybolması halinde tekrar ekleyebilirsiniz. Aynı yorum yapılamaz uyarısı verirse,yorumunuzun sonuna birkaç farklı karakter ekleyebilirsiniz.
Mart 26th, 2009 at
MİLLİ egitim,Bilimsel temellere dayalı egitim.hurefe dogmatik,degil deneylere dayalı,felsefeye dayalı,ortacag karanlıgına dayalı hurefe,dogmatik vahiyler degil,kurtuluş savaşı sonrası.MUSTAFA KEMAL CUMHURİYET egitim sistemine bakınız,üretime dayalı egitim.sanat ı kavrayan ,mesala ,sinaması tiyatrosu,ressamı edabiyatı,matematik çografya ,gematiri,fizik,kimya ,yani bilimsel egitimler,halk evleri ,köy ensitileri,üretime dayalı bagımsız .temelde egitim,birilerinin çıkarına olan vurgunçuluk uyutma egitimi degil,anahtar,MUSTAFA KEMAL CUMHURİYET EGİTİM SİSTEMİNDE.
Mart 26th, 2009 at
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Beşikten mezara kadar olsun.
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Doğudan batıya kadar olsun
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Kardeş kavgasına son versin
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Tüm milletleri tanıştırıp kaynaştırsın.
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
İnsanlara geçim sıkıntısını düşündürmesin.
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Cennette beni de benim gibi düşünmeyen kardeşlerimi de komşu etsin
İsterim ki öyle güzel bir eğitim olsun.
Önyargıları saplantıları silsin.
İSTERİM Kİ ÖYLE GÜZEL BİR EĞİTİM OLSUN
HERKESİN HAKKI OLSUN
Mart 26th, 2009 at
yani yerin altını üstüne üstünü altına süper ya!!!
Mart 26th, 2009 at
Önce milli eğitim sisteminin iyileştirilmesi gerekiyor.Halen iktidarda olan milli eğitim sisteminin değişmesi gerekiyor.ABD nin yazıp bedava dağıtılan okul kitaplarının kaldırılarak yeniden ATATÜRK inklapları doğrultusunda ABECE den başlayarakyeniden dizayn edilmelidir.Bizler onunla yetiştik.
Mart 26th, 2009 at
Nasıl bir eğitime parantez açıp önce Kız çocuklarının ve Bayanlarımızın EĞİTİM imkanlarının zorlanması Eğitimsiz Bayan Trendimizin %70 lerden %30 lara düşürüp Bayanlarımızın Erkek eğemenliğinden sıyrılıp ayaklarının üzerinde durup Erkek güdümünde değil kendi iradesiyle toplumda yer almasını sağlamamız gerekirki bu oran güneydoğoda %87 leri bulduğunu düşünürseniz bunun altında TERÖRÜN YATTIĞINI görmemek ancak felaketin geleceğini sümen altı etmektir kendi ayakları üzerine kendini ezdirmeyen eğitim almış güneydoğu kadını kesinlikle ne kocasının nede çocuklarının terör örğütlerine hizmetini engelleyici tüm yolları kullanabilir ve erkejkleri çekip çevirebilir o yüzden önce eğitim ondan sonra Cumhurbaşkanı değil ,herşeyi halk seçebilir bizim seçimleri şu anda halka seçtirtmemiz dahi demokratik olduğumuzu myansıtamaz çünkü kadın oylarının en az %70 i erkeklerin emri doğrultusunda gerçekleşirken güney doğuda ise PKK nın erkekleri şekillendirip Kadınları yönlendirmesiyle şekilleniyor ve Tarikatların yönlendirdiği erkeklerin Kız Kadın ve çocuklarına baskısı ile yönleniliyor EĞİTİM şarttırki;!923 de ATATÜRK çoğulcu demokrasiye geçip SEÇİMLEDE Padişahla Karşı Karşıya KALSA idi Kadınları META lıktan Vatandaşlığa aldığı halde AVRUPADAN ÖNCE seçme seçilme hakkı tanıdığı halde,Erkekleri KULLUKTAN çıkarıp Vatandaş yapıp şeçme seçilme hakkı tanıdığı halde HALKIN CEHALETİNDEN KURTULUŞ SAVAŞINI KAZANMIŞ BİR Komutan olarak %90 lık bir seçim hezimetine uğrardı.O yüzden EĞİTİM ŞARTTIR ve Türkiyede bakkaldan sakız alır gibi dağıtılan DİPLOMALARLA olan EĞITİM değil hakiki EĞİTİM ŞARTTIR.
Mart 26th, 2009 at
yagmur hanım sizin orta çağ hurefesi dediğiniz durum avrupada mevcuttu. Bizim ortaçağımız karanlık değil aksine parlak bir ortaçağdı ve o ortaçağda hurafeler değil bilimsel çalışmalarla eğtim yapıldı. İlim çinde de olsa gidip alın. Anlayışıyla hareket etmeseydik bugün avrupa bile kendi orta çağından kurtulamamış olacaktı. Kaldı ki bir uygarlık bir üst çağa geçerken bile diğer uygarlıklardan etklilenmiştir. Şimdi avrupa bizden etkilenip ilerlesin.. biz yerimizde sayalım. sonrada vahiylerle eğitim olmaz diyelim. Vahiy dediğiniz şey Allah’ın bire bir sözüdür. Allah’ın istediği şekilde yaşamak hurafe mi oluyor. hayır tabiki de. Biz insanların koyduğu kurallarla yaşamaya devam edersek eğer. geri kalmışlıklardan da zor kurtulacağız… Şimdi diyeceksin avrupalı doğru olanı nasıl yapıyor onlarınki de insan kuralı değilmi. hayır. Onlar batını bilip Hakkı araç yapıyorlar. biz ise hakkı bildiğimiz halde batını işlerimize alet ediyoruz ve yerimizde sayıyoruz. Bu yüzden yüzbinlerce öğrenci üniversite kapılarında bekliyor. böyle giderse zaten bu sayı gittikçe artacak..
Mart 26th, 2009 at
eğitim,ilk olarak aileden taa beşikte alınmaya başlanan bir olgudur,iyi insan olmak için belki tek başına yetmeyebilir ancak,birey’in dünya görüşünü karakteristik yapısını belirlemede etkindir.tıpkı çocukken babasının tuttuğu futbol takımını tutması gibi.o halde anne ve babanın,çocuklarını bir fotokopi makinası olduklarını düşünerek,onlara iyi örnek olmalılar.tabiiki bunun içinde ailelerin sosyal yaşam standartlarının iyi olması gereği var.okulla devam eden eğitim içinde .dinamikleri aktif,vizyonu geniş,geçim derdi olmayan bilgili ve birikimli,eğitmenler gerekli.ve tabbii en önemlisi ise devlet politikaları.kanayan bir yara olan eğitimde kişilere fırsat eşitliği sağlanmalıdır.bölgesel dezavantajlar nedeniyle,şehirde ve kırsalda yaşayan iki öğrencinin, aldığı eğitimin eşitliğinden söz etmek mümkünmü?devletin verdiği ruhsatla mantar gibi çoğalan özel okullarda okuyan varlıklı öğrenciyle, devlet okulunda okuyan yoksul öğrencinin eğitim eşitliğinden söz etmek mümkünmü?aynı kentin mutena semtindeki okulla varoşlardaki okullar eşitmi?örnekleri çoğaltmak mümkün ama kısaca’sosyal dengeleri önemseyen,eğitimi, alanında vereninde sorunlarına vakıf, bölge ayırımı yapmadan,insanları sınıflara ayırmadan,sosyal statü dengelerini bozduğuna inandığım,paralı eğitim olmadan,belirlenecek köklü değişim programlarını hayata geçirebilecek devlet politikalarının uygulanması gerektiğini düşünüyorum..
Mart 26th, 2009 at
Eskilerin deyimi ile talim ve terbiye cümlesi talim yani eğitim anlamının yanında terbiye cümlesi pekiştirildiğinde ortaya olması gereken şey çıkıyor.
Yani bu memlekette çok üst düzeylerde eğitim almış olabilirsiniz Fakat eğitimle beraber kendinizi eskilerin deyimi ile terbiye etmezseniz. almış olduğunuz eğitim ne kadar yüksek olursa olsun anlam açısınıdan tek başına birşey ifade etmemektedir.
Evet bence de türk milletinin % 90 ı kendimi de katarak cahidir cümlesini onaylıyorum.
Bir şeyi birileri bizi gütmeden yapmıyoruz. Herşeyin ötesinde yapılması gereken bir işi dahi birilerinin yapmasını bekliyoruz. birilerinin yapması gerken şey için yine birilerinin br şeyler yapmasını bekliyoruz .
İyide o birilerinin içine kendimizi katmadığımız sürece kim yapacak bizim yapmamız gerekenler.?
Burda milli eğitim sisteminin gözden geçirilmesinden bahsediliyor. siz kafalardaki o eksikliği gidermediğiniz sürece neyi değiştirirseniz başarılı olamazsınız.
Sistem sistem diye ortaya atılan sistemin yanlışlıklarını tartışmak o sisteme bizati karşı gelmekten ibarettir. Yani sisteme sizmi uymalısınız sistemmi size uymalı. Ortada bir sistem var iyi kötü doğru aksak ya da iyileştirilme çabası içinde ilerleyen bir hal içinde. siz yapmanız gerkenleri yapmıyacaksınız oturduğunuz yerden bu sistem yanlış diyeceksiniz.
Eğitmenlere gelmek gerekirse gerçekten üstüne düşeni yapıyorlarmı ? bence hayır. Onlarda üzerlerine düşeni bir başkalarından beklemekteler. Matematik hocaları neden sevilmez biliyormusunuz. Hiç alınmasınlar ama sayısal düşündükleri için sevilmezler. evet buna kendileri güler geçerler ama öğrenciyi anlama çabaları bile sayısaldır onların. Yaklaşım biçimleri yüzeyseldir görevi verir bunu yap der ama o işin yapılmasındaki tek gaye olan sevgi hamurunu vermeden mayalamaya çalışırlar öğrencileri.
21. yüzyılın öğretmeni, kendisini ve etkinliğini sürekli geliştiren, sürekli araştıran, sürekli öğrenen, sürekli bilgilerini güncelleyen bir öğretmen olmalı. 21. yüzyılın öğretmeni, ileri çapta ve kalitede bir eğitim anlayışını uygulamak için elinden geleni yapmalı ve beraber kullanmaya çalışmalı. 21. yüzyılın öğretmeni, yaptığı işi ve öğrencilerini çok sevmeli, mesleğine ve öğrencilerine tutkuyla bağlanmalı. 21. yüzyılın öğretmeni dünyanın konuştuğu küresel gündemlere ve yeni konulara hakim olmalı. 21. yüzyılın öğretmeni sosyal sorumluluk, küresel farkındalık, evrensel değerler sistemi, ruhsallık, sosyal yenilik, hizmetkar liderlik, toplumsal girişimcilik, kreatif düşünce, ekolojik bilinç, kültürler arası duyarlılık, dünya barışı, stratejik düşünce, sistem bilimleri, sivil toplum, kozmopolit esneklik, çok kültürlülük ve çoğulculuk, insan hakları, evrensel demokrasi gibi konularda küresel bir vizyona ve bilgi birikimine sahip olmalı.
S
Mart 26th, 2009 at
Ezbercilikten uzak, meslek sahibi olmaya yönelik ve öğrenciyi daha çocuk yaşta yeteneklerine göre ayıran, gelecek planlaması yaptıran bir eğitim sistemi olmalı. Gereksiz bilgi ve tek yönlü eğitimden uzak daha evrensel ve pratik bir eğitim sistemi olmalı. Eğitim daha çok gelişimlere paralel olarak yaşamın kendisine entegre edilmeli.
Mart 26th, 2009 at
Arkadaşlar güzel şeyler yazmışlar. Bunlara ek olarak eğitim sadece okulda yapılmalı! Dersanelerde değil!
Eğitim planlaması olmalı ve fert neyin eğitimini almışsa o iş kolunda iş bulabilmeli! Ücretler arasında çok fark olmamalı.
Mart 26th, 2009 at
1. ÖNCELİK KOPYA ÇEKİLMESİNİ ENGELLEMEK VE ÖĞRENCİLERİ ÇALIŞMAYA ZORLAMAK , İÇ DİSİPLİNİ KAZANDIRMAK HAKSIZ MIYIM?
ÇÜNKÜ MAALESEF Kİ ÇOK TEMBELİZ DEĞİL Mİ? KOPYA DEMEKLE HERŞEYİ KASTEDİYORUM MESELA KENDİNİZİ
YARATICI RUHUMUZU ANCAK BÖYLE ELDE EDERİZ
1 DE AKLI GELİŞTİRME PROGRAMLARI BU KONUDA HEPİNİZDEN CEVAP BEKLİYORUM LÜTFEN OKUYUN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Mart 26th, 2009 at
Gözden kaçırdığınız çok önemli bir nokta var. Bu ülkede eğitim yok, bu ülkede öğretim var. Öğretim, eğitimli olmanın yollarından biridir, ancak tek başına yeterli değildir. Eğitim çok geniş kapsamlı kelimedir. Günümüzde eğitim kelimesinin ne anlama geldiğini farkedememiş olupda dar kalıba sıkıştırılmış halini kullanmakta ısrar edişiniz sizinde eğitimsiz olduğunuzu gösterir. Eğitimli insan eğitimle, öğretimi çok rahat ayırt eder çünkü, ayırt ettiğinde de ülkemizde eğitim değil, öğretim olduğunu çok rahat görür. Öğretim tahsilattır. Diplomadır, ne kadar bilimsel hazırlanırsa hazırlansın öğretim olarak kalır. Öğretim yeti kazandırır ve yetki verir, asla eğitmez… Eğitim hayatın her alanını kapsar, öğretim biter, eğitim bitmez… Öğretim isteğe ve tercihe bağlıdır. Eğitimli olma çabası ise insanın boynunun borcudur. Eğitim felsefedir. Doktor olmak öğretimdir, nasıl doktor olunur bunu öğretir, doktor ne yapar nasıl yapar bunları öğretir. Bilgilendirir sadece öğretim, bilgi sahibi yapar, doktor yapar adamı ama doktorluğun kutsal bir meslek olduğunu öğretim değil, eğitim farkettirir insana. Çünkü eğitim felsefedir, hayat felsefeniz ne kadar genişse o kadar eğitimlisiniz, o kadar ileriyi görürsünüz, azıcık bir bilgiden kitap yazacak şey öngörebilirsiniz eğitimli iseniz, analitik çalışır beyniniz, çözüm üretmeye çalışır hep, üretmesi gerektiğini bilerek, eğitimli insan öğretim almayı sever yani öğrenmeyi, çünkü öğretim imkan sağlar bilgi sahibi yapar, ancak eğitimsiz bir beyni istediğiniz kadar eğitin o beyin cahildir, bilgiyi işleyemez, özümseyemez, geliştiremez depolar sadece ve gösterilenden başkasını görmeye gücü yetmez…Öğretim ; bıçağı öğretir mesela, ne işe yarar, fiziksel olarak nasıl çalışır, nasıl üretilir, alaşımı nedir, enerji kazancı nedir, nasıl hesaplanır bunları öğreten kişi öğretimcidir, o bıçağı bir insana doğrultmamasını tenbihleyense ancak ve ancak bir eğitimcidir. Öğretimci kadar teknik bilgiye ihtiyacı yoktur eğitimcinin, o sadece sivri ucunun neler yapabileceğini anlamıştır çünkü, ancak teknik bilgisinide öğrenir dilerse zor birşey değildir bu, öğrendiğinde daha da önemli şeyleri farkeder eğitimci, bu yüzden sadece eğitimli biri sadece öğretimli birinden daima üstündür. Eğitimci, öğretimle eksiklerini giderir, daha iyiye doğru yönelir, ama sadece öğretimli böyle değildir, gösterilenin dışına çıkılırsa bocalar, örneğin teknik detayını bildiği o bıçağı doğrultursa birine, bunu yapmaması gerektiğini göremez öğrendiğini denemeye kalkar. Büyüklerin dilinde dolaşan bir kıssadan hisse hikayesi vardır hani ; Bir adam oğluna; “sen adam olamazsın” demiş, oğlu gitmiş tahsilat yapmış en iyi eğitimi almış ve iyi derece yapmış çok başarılı olmuş, sonra babasının sözünü hatırlatmak istemiş, babasını yanına çağırttırmış ve şöyle demiş “hani adam olamazdım, bak herkes peşimde dolanıyor. ” babanın cevabı çok müthiş ” yanılmamışım, adam olsaydın beni ayağına getirtmezdin” demiş. İşte size öğretim ile eğitim arasında ki farkı gözler önüne seren bir hikaye, çoğunuz biliyordur bunu, gördüğünüz gibi oğul öğretimli ve çokta başarılı olmuş ama eğitimli değil. Cahil yani insanlıktan bir haber, sadece teknik açıdan bakıyor olaya, babasına bişey söyleyecekse bunun için iki kişinin aynı yerde bulunması gerektiği bilgisine sahip olmak yetiyor ona… Eğitim o kadar derin ve değerli bir sözcük ki ; onu anlatmak için örnek verilecek hikayeleri yazsak kitaplık dolusu kitap olur. Günümüzdeki sistemi tartışacaksanız öğretim demeniz doğru olandır, eğitim bambaşka birşey çünkü…
Mart 27th, 2009 at
Once Turkce yazmayi ogrenmek gerekir. Kendi halkinin degerlerini bosverip ithal degerleri cok onemli sayarsan iste boyle cahil sandigin bir halkin olur. Hic kimsenin aklina ikimizin kullandigi uzay sistemleri farkli veya deger yargilarimiz farkli deyip cozumu dusunmesin.
Mart 27th, 2009 at
Herkes eskiden eğitim daha iyi idi der.Öyleyse biz de eskiye dönelim.Bence eskiden farkımız eğitimci yetişeremede..Öyleyse önce iyi öğretmen yetiştirelim ki onlar da iyi öğrenci yetiştirsin.Yurt dışına gitmeye gerek yok.1960 öncesi öğretmen yetişimesini gözönüne alırsak yeter.Ama önce eğitimi politikacıların elinden kurtarmamız gerek.Çünkü onlar yurttaşların iyi eğitilmesini istemezler.Çünkü eğitimli bireyler onlara koyun sürüsü gibi itaat etmez.
Mart 27th, 2009 at
Çocuğu vali-kaymakam yapacak bir eğitim değil adam yapacak bir eğitim verilmeli ki babasını ayağına çagırmasın. Önce eğiteceksin insan haklarını, kul haklarını, haramı helali toplum ahlakını büyüğe saygıyı küçüğe sevgiyi insan sevgisini ve ana baba olmayı aile olmayı sonra öğreteceksin pozitif bilimi öğreteceksin matematiği fiziği kimyayı…
Mart 27th, 2009 at
tepki.milletmeclisi.com/wp-comments-post.php”
Mart 27th, 2009 at
Evet ülkemizin en büyük sorunu eğitim.Eğere eğitim konusunu halledersek.Nüfus fazlalığını hallederiz.Ona bağlı olarak işsizliği hallederiz.İşsizlik hal olursa insanlarımızın hayat seviyesi yükselir.Hayat seviyesi yükselen toplumlarda mutluluk artar.Mutluluk artan toplumlarda demokratik düşünceler gelişir.Politakıcıları bir paket makarna ile değil gerçek değerlerine göre seçerler.
Ama nasıl bir eğitimle? Birinci öncelikte metafizik(doğma) eğitimi öğreten ve mistik duygular aşılayan KUR’an kerim kursları kapatılmalı.Nedeni? buradaki eğitim veren kişilerin kendi eğitim seviyeleri(ilk okul mezunu isminin önüne hoca sıfatı eklenmiş kişiler) düşük.Dolaysı ile dinin asıl kuralları olan faziletli erdemli insan olma özelliğni öğreteceğine,hayal mahsulu eğitim vermekteler.İkinci sırada İHL eri kapatılmalı.Nedeni buralardaki eğitim ne haciya ne hocaya yariyor.Din eğitimi lise 2.sınıflarda ilahiyat fakültesi mezunu,hayatın ve insanlığın gelişiminin modern ilimde ve bilimde olduğunu bilen,paradigması gelişmeye ve yeniliğe açık olan kişiler tarafından verilmeli.
En genel deyimi ile eğitim alka,mantığa ve modern dünya görüşüne uygun olmalı.Üretken olmalı.Yenilikleri takip eden:yeniliklere ayak uyduran,insanlık yararına yaratıcılık vasfını geliştiren bir eğitim olmalı.Ayrıca verilen eğitim uygulamalu olmalı.
Mart 27th, 2009 at
Aynen görüşlerinize katılıyor,teşekkür ediyorum.
Mart 27th, 2009 at
Öncelikle ingilizce eğitimden vaz geçilmelidir.Eğitim birliği her bölgede eşit fırsatla uygulanmalıdır.Doğu ve güney doğu bölgelerinde özellikle ağır kış şartlarının olduğu yörelerde yatılı okullar ile eğitim sağlanmalıdır.Meslek okullarına ağırlık verilmeli mesleki dersler bölge şartlarına göre ayarlanmalıdır.ÖSS kaldırılmalıdır.Zorunlu eğitim süresi 11 yıla çıkartılarak 8.yıldan sonra öğrencinin hangi dalda başarılı olduğu tesbit edilerek not ortalamasına göre üniversitede bölümlere yerleştirilmelidir.
Eğitilen gençlerin aileleride yaşadıkları bölgenin özelliklerine göre halk eğitim merkezlerinde okuma yazmanın yanı sıra genel kültür alanında eğitilmelidir.
Mart 28th, 2009 at
Eğitimden önce Eğiteni eğitmek lazım. öğretmen okullarını ve üniversitelerimizi yeniden TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletine yakışır şekilde düzenlemek lazım. çocuklarımıza Türk örf ve adatlerini İLK OKUL ÇAĞLARINDA aşılamak lazım geleceğimiz için. TARIMDA, SANAYİDE,BİLİMDE VE TEKNOLOJİDE üretimi artırmamız lazım eskimiŞ fabrikalarımızı babalar gibi satmayıp,yenileyip gelir getiren işletmeler haline getirmeliyizki eğitimcimize işcimize karnını doyuracak ücretler verelim istihdam olmassa eğitimde olmaz eğiticide,üretime geçilmeli tüketen toplum olursak, yeşil sermayeye yem oluruz onlarda bizi BABALAR GİBİ SATAR! UZUNLAFIN KISASI : EĞİTİM İÇİN ÜRETİM ŞART.
Mart 30th, 2009 at
Türkiye’nin sorunları başlığı altında, EĞİTİM konusundaki görüşlerim:
Her türlü dogmadan, hurafeden uzak LÂİK EĞİTİM… Kul ve köle değil BİREY olarak yetişebilecek bir ortam.. Akıl ve vicdanın insanın en büyük sermayesi olduğunun öğrenilebileceği, EVREN’in sahibi değil, diğer insanlarla birlikte parçası olduğumuzu, din, dil, ırk ve benzeri ayrıştırıcı unsurların hedef alındığı değil, tüm bunların üstünde İNSAN OLMA ERDEMLERİNİN önemli olduğunun, öğretildiği, BİREY’in önce kendisine, ardından her canlıya SAYGI duymasının içselleştireceği, gelişmelere seyirci değil, sorumluluk duygusuyla yaklaşılacak, araştırma ve sorgulamadan çekinmeyen aksine geliştirici ortamı benliğine yerleştirecek, algıların oluşmasını sağlayacak EĞİTİM. İdi.
Ülke nüfusuna yeni katılan çocuklarımızın, ‘3’ yaşından itibaren devletin himayesinde lâik bir öğretim ve eğitime tabi tutulmasını önerirken, çocuklarımızın kişisel ve toplumsal sorumluluklarını alabilecek şekilde eğitilmelerini amaçlıyorum. İleri ülkelerin eğitim ve öğretim sistemleri incelenerek, ülke koşullarımıza indirgenerek gelişime açık, ancak, temel esasları oluşturulmuş bir sistemden söz ediyorum. Öyle ki, siyasetin her türlü müdahalesinden uzak bir sistem… Örneğin; Japonya’da anaokullarındaki çocuklar, okul düzenlerine, temizliğine bile bizzat katılarak, eğitilmekteler.
Yeni nesil için önerilen bu girişimler, takdir edersiniz ki, meyvalarını ancak 30-35 yıl sonrasında vermeye başlayabilirler. Gençler dahil toplumun diğer kesimlerinin de hızlı eğitime tabi tutulması, ideal sistemde yetişecek geleceği garanti altına alırken, mevcudunda kalkınmasını ve yetişenlere katkı sağlamalarına yardımcı olacaktır. Yine Japonya’dan bir örnek sunmak istiyorum. Atom bombası afetinden yeni çıkan Japonya’da 1950’li yıllarda prinç tarlalarında çalışan 70’li yaşlarını aşan nüfusa bile radyo aracılığıyla ulaşarak, kısa sürede toplumsal kalkınma sağlanabilmiştir.
Teknolojik ilerlemelerden yararlanarak, yapılacak çok şey olduğuna inanıyorum. Yeter ki, kişisel menfaatler değil, gerçekten ülkemizi düşünebileceğimiz algıyı oluşturabilelim. Sorunları, dolaylı yollardan değil, sağlıklı saptayarak, iyi bir eylem plânıyla toplumun her kesimine algı düzeylerine doğrultusunda, yaygınlaştırılması halinde, genç nüfusun çoğunluğu oluşturmasının avantajıyla, kısa vadede değişimin yaşanabileceğini, günümüzde toplumu geriye götüren televizyon programları yerine, çeşitli duyulara hitap edebilecek görsel düzenlemelerle, dönüşümün de sağlanabileceğine inanıyorum. Koşullar ne olursa olsun, eğitim sistemini olumsuz etkileyecek değişikliklere izin verilmemelidir.
Bunlar benim, sade bir vatandaş olarak, hemen aklıma gelenler. Topluma yön verebilecek çeşitli uzmanların bir araya gelerek çok değerli EYLEM PLÂNLARI oluşturabilecekleri muhakkak. Potansiyelin olduğu kuşkusuz, kararlılık, yılgınlığa yer vermeyecek ortak akılla atılacak İLK ADIM önemli…
BU YORUM ureticioya TARAFINDAN YAPILMISTIR
Mart 30th, 2009 at
Anne,babadan başlayan eğitim bile değişti,sevgili üst düzey denilen anababalar bile çocuklarını o kadar izole yetiştiriyor ki,dünyadan bi haber,aman etkilenmesin,aman zekasını etkilemesin,sanki zeka sonradan kazanılırmış gibi,çocuk gerçek dünyayla karşılaşınca afallıyor,ne yapacağını bilemez ,yönlendirilmeye alışmış,psikolojik baskılara boyun eğen ,güvensiz bir nesil ortaya çıkıyor.Eğitim okulla devam ediyor,sorgulamaya yönelik değil,gereksiz birçok şeyi, ezberleyip sınav savaşlarında galip olmaya yönelik..Çocukların arkadaşı değil bir sürü rakibi var yanında…Hep önde olacaksın ama nasıl biliçsizce,formül bu ezberle,nasıl ,nedenlerle uğraşma ,kitap okuma,haberlere kafanı takma,yorum yapma,ezberle sadece…Bundan yirmi yıl önce bile sorgulayarak,araştırarak öğrenirdik,ezber sadece şiirlerdeydi,herkesin bir görüşü ,fikri vardı ya şimdi kendi sorunları haricindeki sorunlara duyarsız ,akıl erdiremeyen,psikolojik olarak yönetilmeye hazır nesiller yetişiyor,günümüzün psikolojik savaşlarına yenik,herkesi kendine karşı gören ,sadece kendini, kalkanla koruyan bir nesil.Evet eğitim en önemli sorunumuz,çözüm basit toplumla birlikte büyüyen,sorgulamaya,araştırmaya yönelen,sadece sınava indekslenmeyip toplumsal yada kişisel olaylar karşısında tepki verebilen çocuklar yetiştirmek.
Nisan 5th, 2009 at
Eğitim sistemi askeri okullardaki gibi eğitim süresince kesinlikle yatılı omalıdır. Hem ailelerin eğitim sorunundan kurtulmaları, hemde öğrencinin aldığı eğitimde başarıyı yakalaması için. Yaz tatillerinin staj ile değerlendirilerek pratik tecrübelerinin artırılması şart. Eğitim sonrası her öğrencinin çalışacağı saha belirlenmiş olmalı, boşa harcanmış eğitim masraflarının önüne geçilmelidir. Eğitim sonrası iş ediniminde devlet anayasal sorumluluklarını yerine getirmelidir. ( git iş ve işçi bulma kurumuna kayıt yaptır demekle sorumluluğunu yerine getirmiş olmuyor, sadece başından savmış oluyor ) Her meslek gurubunda mesleki yeterliliği olan çalıştırılmalı, onu dışında kalanların o mesleği yapmasına kesinlikle müsade edilmemelidir.
Eğitimde en son teknolijini takibinin sağlanması için okul ve iş hayatının birlikte çalışma zorunluluğu getirilmelei ve eğitim kurumlarının araştırma ve geliştirilmeye yöneltilmesi şarttır. Okullar yeni buluş ve teknolojilerin kaynağı konumuna getirilmelidir.
Nisan 7th, 2009 at
İlim, ilim; bilmektir.
İlim, kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin;
Ya nice okumaktır?
Nisan 15th, 2009 at
Söze gerek yok, niyet ortada
Kimya sınavında ahret sorusu
Diyarbakır Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi kimya öğretmeni Zeki Kılıçarslan, yaptığı yazılı sınavda ahret sorusu sordu. Söze gerek bırakmayan sınav sorusu ise şöyle: “X şahsı hayatı boyunca 3.10 üzeri 22 tane iyilik ve 4.10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri tartılıyor. İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yere) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce durumu ne olacak? İşlem yaparak sonucu bulunuz (N: 6.10 üzeri 23).”
Diyarbakır Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi kimya öğretmeni Zeki Kılıçarslan, yaptığı yazılı sınavda ahret sorusu sordu. Öğrencilere “İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a gidecek. İşlem yaparak sonucu bulunuz” şeklindeki bir soru sorulması tepki çekti.
Diyarbakır’ın gözde okullarından Ziya Gökalp Lisesi’nde mescit bulunduğunun fotoğraflarla belgelenmesi üzerine şimdi de Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi’nde öğretmenlerin sınavlarda dini içerikli sorular sorduğu ortaya çıktı. Okulun kimya öğretmenlerinden Kılıçarslan’ın 10’uncu sınıflara yaptığı sınavda sorduğu soru tartışma yarattı:
“X şahsı hayatı boyunca 3.10 üzeri 22 tane iyilik ve 4.10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri tartılıyor. İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yere) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce durumu ne olacak. İşlem yaparak sonucu bulunuz (N: 6.10 üzeri 23).”
SINIF DEĞİL MESCİT
Aynı okulda bir sınıfın mescide çevrildiği de belirlendi. Okulun birinci katında kütüphanenin olduğu sıradaki en son sınıfın mescide çevrildiği ifade edilirken öğretmen ve öğrencilerin ders aralarında burada namaz kıldığı vurgulandı.
Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Yıldırım Arslan, uygulamalara tepki gösterdi. Uygulamaların iktidar gücüne dayandığını vurgulayan Arslan, “Fazla söze gerek yok. Niyet ortada. Benzerlerini AKP iktidarı döneminde birçok kez yaşadık. Milli Eğitim Bakanı gibi kişiliklerin eğitim ve öğretim sistemlerinin başındayken eğitimin çağdaş bir norma kavuşması gibi bir durum söz konusu değil” dedi.